YORGUNUM
Bu hayatın çilesini çekmekten,
Omzumda taşımaktan yorgunum.
Dertleri, kederleri yüklenmekten,
Tekrarlanan yalanlardan yorgunum!
Kalbim yorgun, dizimde takatim yok.
Yâre gitmek istesem, dermanım yok.
Yanığına sürmeye merhemim yok.
Dert, kederle uğraşmaktan yorgunum!
Boynuna sarılıp ağlayasım var,
Aklımda hep o güzel gözlerin var,
Kalbinde ölüp de dinlenesim var,
Zaman kısa, yol uzun, ben yorgunum!
Yüreğimin tam da ortasındaki,
Seni böyle gördüğüm bir düş mü ki?
Hadi git uzaklaş, inansam mı ki?
Bulduğumda kaybetmekten yorgunum!
Ey hayat denen esaret mağlubu!
Ne küs ne de yalnız âşık mensubu,
Nasıl bir gönül yoksunluğu ki bu,
Ezelden beridir aşka yorgunum!
Ararken en çok kendimden yoruldum,
Sonunda hayal kırıklığı duydum,
Bedeninin bütününe hapsoldum,
Başka tarifi yok bunun yorgunum!
Bir ihtiyar kadar suskunum Mevla’m,
Yüreğime sözüm geçmiyor Mevla’m,
Aşktan ateşe yenik düştüm Mevla’m,
Nasılsın diye sormayın, yorgunum!
Sus diyorum gönül, aşktan susmuyor.
Avazı çıkana kadar bağırıyor,
Haykırsam sesimi duyan olmuyor,
Tarifsiz bir bıkkınlık var, yorgunum!
Yaraları alevden yanar yârin,
Kanatlarını kaybetmiş kuş dersin,
Kahır çekmekle bitmiyor, neylersin.
Kelimelerim yetersiz, yorgunum!
İnsanların taşıdığı maskeler,
Yalandan yere tebessüm etmeler,
Bir sevginin göğsünden gelip geçer,
Neyse, dedim ya şimdi çok yorgunum!



















