VENÜS'ÜN ŞANSI
Kavurucu ağustos sıcaklarıyla boğuştuğumuz bir pazar akşamıydı.
Sonbaharın gelişini dört gözle bekliyorduk ailece.
Babam çok hayvansever bir insan olduğu için bizim evimizden evcil hayvan hiç eksik olmazdı. Ya balık beslerdik, ya kuş ya kedi, köpek.
Annemin vefatından sonra içindeki boşluğu doldurabilmek için daha çok cana sahip çıkmaya başlamıştı babam.
Venüs, evimize gelen en yeni aile üyemizdi.
Babam apartmanımızın bahçesinde bulmuştu onu. Yapayalnız gezinip duruyormuş söylediğine göre. Diğer kardeşleri kim bilir nerelere dağılıp gitmiş. Annesi de bir kaç gün önce çöp kamyonunun tekerleğinin altına sıkışmış ve oracıkta can vermiş ne yazık ki.
Oldum olası insanların dünyaya geliş ve hizmet amacını merak edip sorgulayan ben, mezun olduğum psikolojik danışmanlık mesleğinin yanı sıra son dönem merak saldığım astrolojiyi de araştırarak alanında uzman bir astrologdan dersler almıştım.
Kedimize; ''Venüs'' adını koymak da buradan aklıma gelmişti. Babam da sevmişti bu adı.
''Venüs'' güzellik, estetik, bereket ve ilişki temalarını anlatan bir gezegendi astrolojik haritalarda.
Venüs, adı gibi güzel, şirin mi şirin, hardal - beyaz renk karışımı bir kediydi. Venüs koymasaydık adı kesin; ‘’Sahlep’’ olurdu.
Kedimiz, hem çok hareketli hem de pek yaramaz bir minikti.
Dış kapıyı açık buldu mu hemen bahçeye kaçardı. Ama gerisin geriye de kendiliğinden çkıp gelebiliyordu. İz sürmekte usta bir avcı gibiydi.
O akşam astroloji danışmanlığı yaptığım haritaları bitirmiş, kendime soğuk bir kahve arası vermek için mutfağa gittim. Venüs sıcaktan bunalmış olacak ki, mutfak mermerine boylu boyunca yatmıştı. Ama keyfi pek yerinde değil gibiydi. Çünkü çok kaşınıyordu, bir yandan da hapşırıp duruyordu.
''Klima mı dokundu acaba baba?'' diye seslendim odasında tv izlemekte olan babama.
Sesimi duyunca hemen yanıma geldi.
Venüs'ü kucağına aldı ve incelemeye başladı.
Venüs devamlı suratını arka patisiyle kaşıyıp duruyordu.
''Acaba yeni aldığımız şampuan mı dokundu ki?'' dedi babam.
Arka patisinin araları da yara gibi bir şey olmuştu daha yeni fark ediyorduk. Daha evvel farketmdiğimize şaşırdık ikimiz de.
Hapşırıkları ve huzursuzluğu geçmeyince pazar akşamı açık veteriner aramaya başladık. Venüs henüz pek küçüktü ve biz ona birşey olmaması için çok ihtimam gösteriyorduk.
''Birşey mi takıldı boğazına acaba?'' dedim ama ağzında birşey de yoktu. Devamlı arka patisi ile yüzünü kaşımaya çalışıyordu. Ama o patisindeki küçük yaralar daha da huzursuz ediyordu Venüs'ü ve bizi.
Hemen interneti açtım ve pazar akşamı o saatte açık en yakın veterineri bulup adresi kâğıda not ettim.
Venüs'ü kucakladığım gibi arabama koydum; “Baba sen evde kal, biz hemen gider geliriz, bu sıcakta uğraşma oralarda, birşey olursa seni ararım merak etme” dedim.
Bu yaşta adamcağızı sıcakta koşturmak istemiyordum elbette.
Arabayla evimize 1 km uzaklıktaki İnan Veteriner Kliniği'ni buldum arabanın navigasyonundan ve arabayı park edip Venüs'ü kaptığım gibi içeriye daldım.
Neyse ki klinik sakindi, sadece iki kişi vardı sıra bekleyen.
Biz Venüs ile sıramızı beklerken, sekreter hanım elindeki telefonu bilgisayara bağlamış, video aktarımı yapıyordu.
Gözüm ekrana takıldı, Veteriner olduğunu tahmin ettiğim genç arkadaş, muayene masasındaki kahverengi tüylü kediyle sanki onun sahibiymişçesine sıcak ve samimi bir sesle konuşuyor, ara sıra ekrana yaklaşarak tatlı köpekciğe iğne yapacağını güzel bir dille anlatmaya çalışıyordu. Eli de öyle hafifti ki, köpekcik ne olduğunu anlamadan iğnesini olmuş, ödül mamasını almış keyifle yiyordu.
Sekreter hanımın anlattığına göre, sosyal medyada fenomen olmuş bu veteriner hekimimiz.
''İşi şova dökmüş anlaşılan'' diye geçirdim içimden. Açıkçası bu duru tuhafıma gitmişti.
Muayene ettiği tedavi hizmeti sunduğu hayvanları bir insan neden sosyal medyada devamlı paylaşırdı ki?
Ben bunları düşünürken sıra bize geldi.
''Irmak Hanım, buyurun lütfen içeriye'' dedi sekreter hanım.
Odaya girdiğimde, veteriner hekimin duvarları tedavi ettiği iyileştirdiği patili canların fotoğraflarıyla süslediğini gördüm.
Çok sevimli bir odaydı doğrusu.
''Merhaba. Ben Veteriner Hekim İnan. Minik yavruya nasıl yardımcı olabilirim?” dedi orman yeşili ışıl ışıl parlayan gözleriyle İnan Bey.
''Irmak ben, Venüs'ün sahibiyim''
''Annesi yani bir bakıma?'' dedi İnan Bey.
Gülümsedim, ''Evet'' dedim.
''Venüs, bugün hapşırıkla devamlı kaşınmaya başladı. Neden böyle oldu bilmiyorum, ara sıra sokağa kaçıyor, belki orada bir sorun olmuştur''
''Gel bakalım Venüs, ne tatlı şeysin sen? Uzat bakalım patini, hadi benim güzel kızım'' dedi veteriner hekim.
Venüs hapşırmayı ve kaşınmayı bir kaç saniyeliğine de olsa bırakmıştı. İnan Bey ile bakışıyorlardı.
Yaklaşık yarım saatlik bir muayeneden ve tetkikten sonra İnan Bey ''Venüs'ü pire ısırmış ve o ısırıktan dolayı da alerjisi tetiklenmiş. İlaçlarını düzenli kullanınca hiçbir şeyi kalmaz, merak etmeyin Irmak Hanım'' dedi gülümseyerek.
''Pire ısırığı alerji mi yapmış?'' dedim hayretle bakarak.
''Bazı kedilerde alerjik reaksiyon verebiliyor bu tür ısırıklar. Merak etmeyin kolay atlatır.'' dedi İnan Bey.
Yazdığı ilaçları alıp çantama koyarken Venüs'ü de kucağıma aldım tekrar.
İnan Bey, ''Sizden birşey rica etsem mümkün mü?''dedi.
''Buyurun?'' dedim ona bakarak.
''Tatlı kızımızla küçük bir video ya da fotoğraf çekimi yapabilir miyiz, asistanım yapacak çekimi.'' dedi İnan Bey.
''Reklam için kullanacaksınız sanırım, ama ben böyle bir şeye izin vermek istemiyorum'' dedim biraz sert bir ses tonuyla.
''Elbette şart değil, sadece küçük bir ricaydı'' dedi.
''Siz bir doktorsunuz, hasta mahremiyeti hayvan dostlarımız için de geçerli olmalı diye düşünüyorum'' dedim.
Biraz sinirlenmiştim doğrusu.
İnan Bey gayet yumuşak bir ses tonuyla ''Şüphesiz öyle. Ben sadece daha çok patili cana destek olup onlara yardım ve tedavi hizmeti sunabilmek için uğraşıyorum, ve açıkçası sosyal medya fenomenliğine doğru ilerlemeye çalışıyorum.
Kendi kazandığım parayla çok fazla sokak hayvanına yetişmem maalesef mümkün değil.
Sosyal medya hesabımdan reklam ve video paylaşımı yaptğımdan beri açıkçası işlerim arttı ve daha çok kazanmaya başladım.
Sokakta sahipsiz o kadar çok can var ki... Bir nebze de olsa onlara faydalı olmak istiyorum. Tedavi sadece sahipli canların hakkı olmamalı'' dedi, sesine karışmış derin hüznü hissedebiliyordum o konuşurken.
Bir an durdum düşündüm. Benim düşünmeden bir anda kızdığım şey, aslında pek çok patili canın umuduydu, tedavi masrafıydı, barınma ve mama yardımıydı belli ki.
Gülümsedim. ''Peki İnan Bey, ben de size bir katkıda bulunmak istiyorum, size ücretsiz doğum haritası analizi bakacağım, eğer siz de isterseniz'' dedim.
''Video çekmeme izin verdiğiniz anlamına mı geliyor bu?'' dedi.
''Evet'' dedim.
Küçük bir video çekimi sonrası İnan bey'in doğum bilgilerini aldım.
O sırada sekreter hanım da bize iki fincan kahve getirmişti.
İşim biraz uzayacağı için babamı arayıp iyi haberi verdim. Merakla bekliyordu o da evde çünkü.
İnan Bey'in doğum haritasını açtığımda, göstergelerini okudum sırayla.
''Zor bir çocukluk geçirmişsiniz, baba figürü ile de çok problemliymişsiniz'' dedim.
Hayretle yüzüme baktı, ''Evet ama nereden anladınız?'' dedi.
Astroloji bir ilimdir ve sizin hayatınızın en kritik noktalarını da bize sunar.
Sevgi alışverişinizin kısıtlı olduğunu, çok otoriter bir babanız olduğunu görüyorum haritanızdaki Güneş göstergesinden ve aldığı açılardan'' dedim.
''Maalesef, babam ne insanlara ne de doğadaki diğer canlılara asla sevgi göstermeyen, deyim yerindeyse çok anlayışız ve katı mizaçlı birisiydi.
3 yıl evvel kaybettik onu. Gerçi bana sorsanız ben onu çoktan kaybetmiştim.''
''Üzülmeyin İnan Bey, her insan bir görev ile gelir bu dünyaya. Siz ondan aldığınız dersle kolektife şifacı olarak gelmiş bir ruhsunuz.
Eğer öyle olmasaydı, bugün ulaşabildiğiniz tüm patili canlara canla başla yardım etmeye çalışmadınız belki de.
Haritanızdaki 12. ev yerleşimindeki gezegenler sizin ne kadar yardımsever, hümanist ve merhametli bir insan olduğunuzu gösteriyor zaten.''
''Yaşam amacımı bulmuşum yani, öyle mi?''dedi gülümseyerek.
''Kesinlikle öyle'' dedim gülümseyerek.
Sevgisiz ve acımasız bir baba vasıtasıyla ruhundaki gizli şifacıyı keşfeden bir veteriner hekime yolumuz düştüğü için Venüs ve ben de çok şanslıydık.
Sevgi, her dâim şifâydı, tüm ilaçlardan önce.



















