TOPRAĞIN DİLİYLE
Ben…
Bir nefesin yankısı oldum içimde,
Sessizliğe dokunan her kelimemi,
Kendi yarama sardım usulca.
Toprağın sabrında dinlendim
Ve bir suskunluğun gölgesinde
İçimdeki karanlığa kardeş oldum.
Her mısra, bir adım daha yaklaştırdı beni,
Unutulmuş bir duygunun eşiğine,
Çünkü bazı acılar,
Ne bir çığlıkla hafifler
Ne bir sarılışla diner…
Onlar, sadece toprakta köklenir.
Ve sadece susarak büyür içimizde.
Gözlerim dedin ya...
Hangi zamanın kıyısında bilmiyorum.
Ben de bilmedim hiçbir zaman.
Ama bazı bakışlar vardır,
Bir veda gibi değil,
Bir başlangıç gibi acıtır.
Senin şiirinde,
Yalnızlık bir boşluk değil,
Bir doluluk hâliydi aslında.
İçimizde taşıdığımız kalabalıkların,
Bir “merhaba”dan eksik düşen yanlarıydı.
Ve işte bu yüzden,
Sözcüklerin sadece bir şiir değil,
Bir iç yolculuk gibiydi bana...
Her dizede toprağın dili vardı,
Her satırda bir damla umut,
Biraz küskünlük,
Biraz serinlik vardı.
Ama en çok da
İçimize sığmayan şeyleri,
Susarak anlatabilme cesareti…
Biliyor musun?
Ay ışığı yabancı demişsin ya
Belki de bu yüzden geceyi seviyoruz biz.
Çünkü karanlık,
Bizi hiç yarı yolda bırakmayan tek şey
Ne gidiyor,
Ne de kalıyor
Sadece sarıyor sessizce.
Tıpkı senin dizelerin gibi.
Ve evet
Bir gün herkes
Toprağın dilini öğrenecek
Çünkü bazı sessizlikler,
Hiçbir sözün anlatamayacağı kadar
Yüksek sesle konuşur…
Ve bazı sevdalar,
Ancak sustukça anlaşılır,
Yalnızlığın konuşmayı öğrendiği yerden…
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



















