SİTEMNÂME
Öyle yanarken içim, derde giriftar gibi.
Sanki fütursuzca bir ömrü geçen var gibi.
Belki de yoktur musibet dolu benden öte.
Oysa cefa çekmeyenler bile bîzâr gibi.
Hiç de kolay olmuyor herkese yoldaş demek.
Dost diye sevdiklerim sanki hep ağyâr gibi.
Bir kusurum olmadan, sevgime makber kazıp,
Üstünü örtenler en öfkeli gaddar gibi.
Nerede bela varsa hışmıyla çıkar karşıma.
Tehlikedir her yanım kaygılı dizdar gibi.
Boynumu eğmem için her söze ferman diye,
Anca hüküm verdiler koskoca hünkâr gibi.
İnleyerek sarsılan kalbimi aldırmadan,
Afete terk ettiler en kötü mimar m-gibi.
Çare değildir harap ruhuma hiçbir şehir.
Yolları matemli binlerce sokak dar gibi.
Boş yere sürgün yedim ayrılığın yurduna.
Kimsesizim sanki sahipsiz anahtar gibi.
Darmadağın, tertemiz duygularım her vakit.
Zihnimi meşgul eden sol yanım esrar gibi.
Durmadan arsızca sinemdeki yangınlara,
Savrulurum adeta bir deli rüzgâr gibi.
Hâlimi anlar derin uykuya hasret kalan.
Âşık olan herkesin gözleri bîdâr gibi.
Sevmeye layık olan yâren ararken bile,
Gönlümü dağlarken aklımda duran yâr gibi.
Ardına özlem duyup, düştüğüm insanların,
Göz göze geldikçe boş bakması inkâr gibi.
Aşka yatırmakla birdenbire sermayemi,
Ortada kaldım hesap mağduru tüccar gibi.
Şüphelidir düşlerim, ardına hüsran gelir.
Süslü hayattan kalan bir büyük efkâr gibi.
Her çileden muzdarip, gitgide isyandayım.
Hisseme düşmüş zamansız acılar kâr gibi.
Âhımı almakla uslanmadı kör talihim,
Bir de peşimden her an koşması ısrar gibi.
Vurmayı çok istedim kendimi yerden yere.
Kalbi bağışlanmamış yüklü günahkâr gibi.
Söyleyemem gizli kalsın diye çektiklerim.
Sakladığım sırlarım sanki biraz ar gibi.
Sadece dostum kulak verse de her derdime,
Bir kere söz etmeden susması ikrar gibi.
Bozduğu günlerde sessizliği şaşkın dilim,
Yetti diyor her duyan şahsıma ihtar gibi.
Hüznüme şahit olan herkesin etrafına,
Gizlice hakkımda söylenmesi ihbar gibi.
Zehre bulaşmış aşım sofrada bekler beni.
Çiğnediğim lokmalar açtığım iftar gibi.
Zengine hiç yetmiyor onca ipekten kumaş.
Şükrederek giydiğim eski bir astar gibi.
Arkası bitmez kederler başımın üstüne,
Ta ki ezelden gelen bir kara destar gibi.
Kışlara meydan okurken dökülen saçlarım,
Her gece yastıkların üstü beyaz kar gibi.
Yaş dolu hep gözlerim, kalmadı artık neşem.
Kuşkularım bitmiyor aynı karamsar gibi.
Dinliyorum puslu bir nağmeyi gündüz gece.
Güftesi benden asırlarca haberdar gibi.
Ürperirim inceden baktığım an kendime.
Aynada her gördüğüm korkulu dîdar gibi.
Binbir ümit besleyip, arşa açık ellerim.
Dizlerim öksüz, ağır, sancılı naçar gibi.
Bir kere ömrümde Mevlâ'm beni güldürmedi.
Oysa bütün canlılar lütfuna mazhar gibi.
Anlatarak yangınım sönmeyecek belli ki.
Faydası yok sözlerin bin kere tekrar gibi.



















