SESSİZLİĞİN ATEŞİ
Kendi sessizliğimde boğuluyor, kayboluyorum,
Bir kıvılcım olsa alev alev yanar yüreğim.
Tüm duygularımı gömdüm, karanlık bir köşeye
Ama içimdeki o yangın, susmaz asla, bekler.
Dumanlar yükselir her nefesimde,
Sözcükler boğazımda düğümlenir, tutuk.
Kimse duymaz bu sessiz çığlıkları,
Sadece ben biliyorum ne kadar yakıcı bu acı.
O kıvılcım belki de rüzgârda uçuşan bir toz,
Belki de gözlerinin içinde parlayan bir ışık.
Yeter ki o ateş başlasın, yaksın her şeyi,
Sahte huzurları, yalan sözleri, boş umutları.
Ben kaybolmak istemiyorum bu sessizlikte,
Yüreğimin en derininde saklı o sıcaklığı arıyorum.
Bir kıvılcım yeter ki o zaman anlarım,
Hâlâ yaşıyorum, hâlâ hissediyorum, hâlâ varım.
O kıvılcım belki de bir rüzgâr esintisi,
Küllerin arasından filizlenen yeni bir umut.
Yanmak istiyorum ama bu sefer yok olmak için değil,
Dönüşmek için daha parlak, daha saf bir ışığa.
Sessizlik artık boğmuyor, dinliyor beni,
Her damla terim, her nefesim bir destan yazıyor.
Kaybolan benlik yerine, yeni bir kimlik doğuyor,
Yaralardan çıkan bu ateş artık benim dostum.
Artık korkmuyorum o karanlık gecelerden,
Çünkü biliyorum ki en derin karanlıkta bile
Bir ışık parlar, bir yol açılır, bir ses duyulur.
Ve o ses, kendi yüreğimin atışlarıdır.
Yanıyorum ama bu yanışla büyüyorum,
Her alevde bir önceki benliğimi yakıp atıyorum.
Kendi sessizliğimde kaybolmadım, orada buldum kendimi
Ve o bulduğum ışık, hiç sönmez artık yüreğimde.
***



















