ÖMÜR
ayran çalkalaması kadar kısa zamanlı,
nakl-i yekün bakiyesi ölüm olan
bir konup göçmedir ömür dediğin…
aşiret gelinlerin kınalı ellerinde
sütler sağılacak, yağa, peynire dönüşecek
daha münbit çayırların çağrısına icabet
kıl çadırlar sökülecek…
gidilecek menzilsiz yolculuğa düşülecek
yorgunluk hissetmeden yola revan gerek
neticede yörük göçeri telaşıdır; hayat
bir konup göçmedir, ömür dediğin…
gök mavisi boncuk bilekli
göçer cibası gözlerinde
susuzluktan çatlamış bozkır toprağının
yağmuru bekleyen özlemi gibidir; umut…
tuzun suya hasreti susamışlığında,
gelmeyecek sevgiliyi beklemek
düşünde tükeniştir, ömür dediğin...
***


















