MİLYONLARCA PIRLANTA
Ayağının altından kayan ıslak kum tanelerinin bedenindeki tüm negatif enerjiyi aldığını hissediyordu Evren. Güneş bütün parlaklığıyla gökyüzünden gülümsüyordu.
Hava daha bahar tazeliğini bırakmamıştı. Ne sıcak ne soğuk... Hafif bir esinti ile nazlanıyordu. Güneşten aldığı pozitif enerji tüm vücudunu kaplarken ayaklarından çıkıp giden negatif enerji ruhsal durumu da dahil tüm bedenine şifa dağıtıyordu. Derin bir nefes alarak deniz kokusunu içine çekti. Soluk verince akciğerleri temizlenmiş gibi hissetti.
Gözleri kapalı şekilde ne kadar durduğunu bilmiyordu. Şu anda zaman durmuş gibiydi. Beyninde hissettiği karıncalanma, yaşadığı mutluluk ve huzurun belirtisiydi. Tüm vücudu gevşemişti. Ayakta dururken sanki kuma kök salmış gibi dimdik duruyordu. Gözlerini kırpıştırarak yavaşça açtı. Ufuk çizgisi tam karşısında uçsuz bucaksız uzanıyordu.
Mavilerin birleştiği yerde beyaz bir çizgi oluşmuştu. Gök ve deniz pürüzsüz bir mavi ile boyanmış, güneş ışığında deniz milyonlarca pırlanta gibi parlıyordu. Bu muhteşem manzarayı hafızasına kazımak istercesine gözlerini kıstı.
Son zamanlarda hayatında yaşadığı iniş çıkışlar ruhunu çok yormuştu. Bu deniz kıyısında geçirdiği dakikalarla dengesini sağlamıştı. Zaten bir su çocuğu olarak denizde olmak fikri bile ona yeterken şimdi gerçeğin içinde olmak çok güzeldi.
“Hayatta her an ne kadar kıymetli.” diye düşündü.
Bazen hiçbir şey yapmadan durmak bile insana yaşama sevinci veriyordu.
Bir süre daha bu mutlu anların tadını çıkardı. Ayakları gitmek istemese de evine doğru yöneldi. İçindeki huzurla kendine lezzetli bir akşam yemeği hazırladı . Bugün kendisini şımartma günüydü. Yemekten sonra kahvesini hazırlayıp bahçesinden topladığı papatyaları vazoya yerleştirdi.
Doğa ne kadar mükemmel bir şeydi. Kahvesini içerken karanlığın yavaşça çöktüğünü hissetmemişti. Tam karşısında anneciğinin eski gaz lambasını görünce hemen yakıp masanın üzerine koydu. Sanki anneciği yanındaymış gibi hissetti. İçinden bugün yaşadığı duyguları bir bir deftere dökmek geldi.
Defterin sayfalarını bir çırpıda yazarak doldurdu. Yazmayı bitirip en son defteri kapatmadan önce yazıya baktı; şu satırları yazmıştı.
“Hayat her şeye rağmen ne kadar güzel. Her anın kıymetini bilmek lazım. Önce kendimi sevmeli ve saygı duymalıyım. Bazen küçük, mutlu ve huzurlu anlar bir ömre bedeldir.”
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.
Editör: Nevin Bahtışen



















