MENTOLLÜ MENDİLLER
Fotoğraftan tanıdım.
Mişli geçmiş zamandı...
Mentollü mendillerin
Genzi yaktığı yıllar...
Rüzgârla tanışıklığım,
Çift haneden önceydi.
Sırtımı sıvazlayıp;
Önüm sıra koşardı...
Çerden çöpten bir sebep
Gülüşlere yeterdi.
Ucuzluğundan değil!
On beşten kâr ederdi.
Anne yemeği kadar
Tadındaydı dört mevsim.
Kolkola yürüdüğüm
Şahitlerim bile var.
Yeni alınmış ayakkabının
Siftahıydı düşen tozlar,
Onlar kadar önemliydi.
En lüzumlu kederler;
Bir sevmeye bakardı,
Küsmelerden dönüşler.
Yağmur, bulutun hakkı,
Kalbe ise çiğdemler.
Kazara değiverse
Yol şaşıran damlalar;
İmdada yetişirdi
Mentol kokan mendiller.
Sıcacıktı leblebiler,
Elden ele dağılırdı.
Matematiğin üç neti;
Felsefeye alınırdı.
Çalıştığımız yerlerden
Hiç çıkmazdı sorular.
Sorun bizde değildi,
Takıntılıydı hocalar.
Muhakkak bulunurdu
Cebimizde bahaneler.
Zaten bütün suçları,
Süpürmüştü hademeler.
Güz değince toprağa,
Aş kokardı sokaklar.
Rabbim her bir emeğe
Bin bereket verirdi.
Oyunları bozmazdı
Birazcık üşümeler.
Maarifte sır bir tat;
Bahçeden göğ domates,
Ucu yenmiş pideler...
Gözlerim doldu yine,
Yaşanmış güzel günler.
Nereden düştü aklıma;
Şu mentollü mendiller?



















