KERİME NADİR AZRAK
Zamanının en meşhur roman yazarı...
Daha 19 yaşında gencecik bir kızken kaleme aldığı, kendisine edebiyat ve sanat dünyasının kapılarını ardına kadar açan kitabı, Hıçkırık...
Bundan 18 sene sonra devamını yazdığı Son Hıçkırık'ın önsözünde, geçmişteki romanı için neler söylediğine baktığımızda aşağıdaki cümleleri okuruz:
"...Benim ilk Hıçkırık'ımın öyküsü çok sadeydi. Bütün değerini bakir ruhundan ve anlatıştaki samimiyetten alıyordu. Onu yazarken başka bir dünyada, bir rüya âleminde yaşamıştım sanki! Romanın kahramanları fedakârlığın, içtenliğin ve temiz içliliğin örneğiydiler. Onların ilişkileri özlü, sevgileri çıkarsızdı. Yaşadıkları iklim, yeryüzündeki iklimlerden bambaşkaydı..." (Romancının Dünyası, Sayfa:137)
Senaryolaştırılarak sinemaya uyarlanan Samanyolu ve Seven Ne Yapmaz (Burada filmlerin şahane müziklerini de hatırlatmadan geçemeyeceğim.)
Kerime Nadir için ilk anda aklıma gelen yukarıdaki giriş cümlelerinden daha fazlasını yine kendisinin kaleme aldığı Romancının Dünyası'ndan öğrendim. Burada, şahsi yaşamından ziyade yazarlık hayatıyla ilgili hatıralarını, romanlarını yazdığı sıraya göre anlatan Kerime Nadir, gazete okunan ve kütüphanesi olan bir evde büyür. Bilinçli bir okur olan annesi, kızının sorduğu sorulardan okumaya ve öğrenmeye olan hevesini fark edince ona bir sözlük alır. Jules Verne'in kitaplarından sonra yaşına göre ağır sayılabilecek romanları da okuyan Kerime Nadir, bilmediği kelimeleri bu Lûgat Naci'den öğrenerek merakını giderir. Dayısıyla aralarında geçen şu diyalog ise ailesinin öğrenmeye verdiği önemi daha da anlamlı kılar.
"Şair olan ve 28 yaşında veremden ölen dayım Meşhut Bey, hatırladığım kadarıyla ince, zarif ve yakışıklı bir gençti. Bana bir öğüdünü de asla unutmam. Bir gün okuduğum bir kitabın yazarını sormuştu bana. Ben cevap veremeyince de, "Kızım" demişti, "Her şeyden önce okuduğun kitabın yazarının kim olduğunu öğrenmelisin. Buna her zaman dikkat et!" (Sayfa 15)
Küçücük bir kız çocuğu olarak kitapların dünyasında başladığı bu renkli yolculuk, onu adım adım yazmaya yönlendirerek
Cumhuriyet döneminde, geçimini kitaplardan sağlayan ilk kadın yazarlar arasındaki yerini almasını sağlar.
1917'de İstanbul'da doğan Kerime Nadir, ilkokuldayken babasının görevi nedeniyle bir süreliğine taşındıkları Balıkesir'i saymazsak hep İstanbul'da yaşar. Bebek'teki Saint Joseph Fransız Kız Lisesi'nden mezun olur. Yazıya olan yeteneğini de buradaki öğretmenleri keşfeder. Şiir ve öyküyle başlayan yazı hayatı maalesef ilk zamanlar ailesinin engeline takılır. Ancak bir süre sonra ondaki bu bitmek tükenmek bilmeyen yazma isteğine mâni olamayan anne ve babası, ona müdahale etmekten vazgeçerler. İşte böylece Kerime Nadir'in edebiyat dünyasındaki yolculuğu, yazılarının ilk olarak 1937'de Serveti Fünûn-Uyanış ve Yarımay Dergilerinde yayınlanmasıyla hızlanmaya başlar. Kerime Nadir, yine aynı yıl okuyucusuyla buluşan ilk romanı Yeşil Işıklar'ın ardından neredeyse hiç durmadan peş peşe yazar. Kendi ifadesiyle masasının üzerinde her zaman hazır bir dosyası bulunur ve biten romanının ardından hiç konu sıkıntısı çekmeden hemen yenisine başlar.
İlk sayısı 1 Mayıs 1948'de basılan Hürriyet Gazetesi’nde "Zambaklar" adlı uzun öyküsü çıkar. Gazetenin sahibi Sedat Simavi bir süre sonra Kerime Nadir'den tefrika edilmek üzere roman ister. Aşk Rüyası adlı kısa romanı okuyucuya çıkar çıkmaz, Hürriyet Gazetesi’nin tirajını tahmin edilenden çok daha fazla artırır. Kırk yılı aşan yazarlık hayatı boyunca romanları Akşam, Tasvir, Tan, Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Son Posta, Hayat, İstanbul Ekspres, Demokrat İzmir, Tercüman, Vatan, Yedigün gibi gazete ve dergilerde önce tefrika edilir, ardından da anlaşmalı olduğu İnkılâp ve Aka Yayınevi tarafından kitap olarak basılır.
Tirajlardaki artıştan son derece memnun olan gazete ve dergi sahipleri, Kerime Nadir'in romanlarını tefrika edebilmek için âdeta birbirleriyle yarışırlar. Hatta sayfa sayısının gazetede yayınlanması için fazla uzun olduğunu bahane ederek kısalttıkları bile olmuştur.
Kerime Nadir'in kendisi, edebiyatı ve yazarlığı her ne kadar "Aşk ve macera romanı yazarı" olarak nitelendirilse de her bir romanı, okuyucular tarafından büyük bir teveccühle karşılanır. Döneminin en çok sevilip okunan yazarları arasında hatırı sayılır bir yeri bulunur.
Gazetelerde, tefrikasi yapılacak romanının reklamı yapılır yapılmaz tirajdaki artış inanılmaz boyutlara ulaşır. Yayınlanan kitapları baskı üstüne baskı yapar ve düşünülenin aksine, sadece kadınlar değil, erkekler de Kerime Nadir romanlarının meraklısı olmuştur. İşte bu konuyu Romancının Dünyası 203. sayfada şöyle anlatır:
"Neden halk arasında bu yanlış kanı doğmuştur bilmem!.. Benim genç kızlar için roman yazdığım; yazılarımı genellikle genç kızlar ile genç kadınların okuduğu söylenir. Oysa aldığım mektupların, bana yapılan dolaylı-dolaysız başvuruların yüzde altmışı erkeklerden gelmektedir.
Belki de eserlerimde genellikle romantizmin hâkim oluşudur bu yanlış kanının nedeni. Erkeklerin daha gerçekçi olduğu düşünülerek, duygusal yönü ağır basan romanlarımın hep kadın kalplerinin yanıbaşında yer aldığı sanılagelmiştir."
Duygusal romanlarıyla ciddi şekilde eleştiri alan Kerime Nadir daha o zamanlar kaleme aldığı Ormandan Yapraklar'la aslında okuyucularına sosyal bir mesaj da verir. Demokrat İzmir Gazetesi’nde yayımlanan ve kitabı da üst üste baskı yapan bu romanıyla ülkemizin hazine değerindeki ormanlarının önemine dikkati çekerek ormancının yaşamını anlatır ve orman işletmelerinin faaliyetlerine vurgu yapar.
Kerime Nadir duygusal romanlarının dışında yazdığı Dehşet Gecesi'yle korku edebiyatına tek kitapla da olsa katkıda bulunmuştur. Yeni Gazete’de tefrika edilen bu tüyler ürpertici roman 1958'de okuyucunun karşısına kitap olarak bir kere daha çıkar.
Gelelim Kerime Nadir'in romanlarının film uyarlamalarına. Bu konudan çok şikayetçi olan yazarımız, aslından saptırılarak senaryo yazıldığını ve çekilen filmlerin çoğunun romanlarıyla alakasının kalmadığını ısrarla vurguluyor. Bunu, romanlarına yapılan bir haksızlık olarak görüyor. Senaristlerden, eserlerine sadık kalmalarını özellikle istemesine rağmen yersiz müdahale ve basmakalıp sözlerle, romanlarındaki duyguların aktarılamadığını anlatıyor. Böyle olmasına rağmen özellikle Hıçkırık, Funda, Samanyolu ve Seven Ne Yapmaz filmleri çok beğenilir, beyazperde de gişe üstüne gişe yapar.
Sevgi, övgü ve yergi hakkındaki düşüncelerini de yine 209. sayfadan okuyarak yazıma son vereyim:
"Aşk mektupları, takdir alkışları, eleştiriler. Buyurun bunlara tehditleri de katın. Yazıyla, sözle, özle; kimi zaman açık saldırılar kimi zaman üstü örtülü iğnelemeler ama yine de sevgiler baskın çıkıyor işte!.. Sevilmenin kıvancı, sevilmenin gururu, sevilmenin mutluluğu içinde olmak. Ülkemde, kuşaklar boyu geniş okur yığınlarınca okunmak. Tanrıma şükürler olsun! Sevenler de sağ olsun, yerenler de..."
Kerime Nadir'in Eserleri:
Hıçkırık,
Günah Bende mi?
Samanyolu,
Funda
Sonbahar
Gelinlik Kız
Suçlu
Yeşil Işıklar
Kalp Yarası
Seven Ne Yapmaz
Gönül Hırsızı
Solan Ümit
Aşka Tövbe
Uykusuz Geceler
Balayı
O Gün Gelecek mi?
Ormandan Yapraklar
Aşk Rüyası
Posta Güvercini
Ruh Gurbetinde
Pervane
Son Hıçkırık
Esir Kuş
Kırık Hayat
Dehşet Gecesi
Aşk Bekliyor
Gümüşselvi
Boş Yuva
Bir Aşkın Romanı
Saadet Tacı
Suya Düşen Hayal
Aşk Hasreti
Sisli Hatıralar
Güller ve Dikenler
Zambaklar Açarken
Karar Gecesi
Dert Bende
Kaderin Sırrı
Bir Çatı Altında
Romancının Dünyası
Geciken Müjde
***
Kaynak:
Kerime Nadir, Romancının Dünyası



















