İNSAN AİT OLMALI MI?
Çocuktum...
Kadınlar arasında düzenlenen o bilindik gün toplantılarından biriydi.
Oradaki teyzelerden biri, ortak tanıdıkları biri hakkında şöyle bir hitabet kullanmıştı:
"Hatçe'nin Mehmet"
İşin kısacası böyle diyerek annesine ait bir tapulu mal edasında onu küçümsemişti.
Teyzelerin bir çoğu keklerini, böreklerini yerken bir taraftanda Mehmet'in annesine düşkünlüğünü tiye alıyorlardı.
Onlara göre annesini sevip saymaktan öte bir duyguyla, ona fazlası ile teslim olup itaat eden Mehmet; onun sözünden asla dışarı çıkmaz, çıkamazdı.
Çünkü ipler her daim Hatice annenin elindeydi.
Annesi ne derse oydu; Mehmet, yaşı kaç olursa olsun…
Annesi "gel derse gelir, git derse giderdi."
Şu an Mehmet'in annesi; "Başka bir şehre taşınalım beraber yaşayalım, karını da boşa artık oğlum." dese ona da tamamdı.
Çünkü o Hatçe''nin Mehmet'iydi. Bağımlılık ve korku psikolojisiyle yetiştirilmişti.
Onun en büyük korkusu kabul görmemek ve sevilmemekti.
Tabi bahsettiğim aidiyat duygusu sadece ebeveyn ilişkisi ile sınırlı değil…
Bazen eş, bazen sevgili bazen bir iş, bazen bir yer, bazen bir nesne, bazen bir hayvan bazen bir şehir ve en çoğu da inanç gereği işte.
Bir şeye ya da birine ait olmak, biz insanoğlunun en büyük çabası; hem bir eksiklik hem bir fazlalalık.
Birilerine, bir yerlere ait hissetmeyince büyük bir boşluk hissi; ait hissedince de büyük bir bağlılık ve onun getirdiği tutsaklık hissi.
Eğer birşeye bağlanma ihtiyacınız varsa en çok da özgürleşerek Allah'a bağlanın.
"Aidiyet” besmeledir. “Her şey Allah içindir, her şey Allah’ındır” şuuruna ermektir. Allah için her şeyi göğüslemeye dayanmaktır.
Vesselam…
Ve bilmeliyiz ki; kendini nereye ait hissediyorsan, oranın adamısın. Bir söz okumuştum: "İnsan bulunduğu yere değil hayal ettiği yere aitmiş.” öyle ...
Peki sizce insan ait olmalı mı yoksa olmamalı mı, ya da nereye kime ait olmalı?
Editör: Nevin Bahtışen



















