Advert

İçimi Denize Döktüm / Özlem Tarı

Yazan: Özlem Tarı -İÇİMİ DENİZE DÖKTÜM 

ÖYKÜ - 16-09-2024 22:06 1376 kez okundu.

İçimi Denize Döktüm / Özlem Tarı
Advert

İÇİMİ DENİZE DÖKTÜM

Evren öğleden sonra sahilde yürüyüşe çıktı. En çok sevdiği aktivitelerden biri sahil yürüyüşleriydi. Bungalov evinden çıkarken plaj terliklerini, beyaz uzun elbisesini giymiş ve bol güneşe karşı hasır şapkasını takmıştı. Hava ılık ve güneşliydi. Tatlı serin bir esinti vardı.

Bulutsuz masmavi gökyüzü, denizin mavisi ile ufuk çizgisinde birleşiyordu. Fazla rüzgâr olmamasına rağmen okyanusun açıklarında oluşan dalgalar küçülerek sahile doğru beyaz köpükler oluşturarak yayılıyordu. “Tatil için bu bölgeyi seçmek çok iyi bir fikirdi” diye düşündü sahile doğru giden patika yolda. Her zaman yaptığı gibi sahile varır varmaz terliklerini çıkarmış, yalın ayak kumlarda yürümeye başlamıştı. Düşünceli bir şekilde ince sarı kumlu, uzun sahilde kâh beyaz köpüklü dalgalarda, kâh sıcak kumlarda yürüyordu.

Bu kadar huzurlu bir ortamda kaşları çatık ve huzursuz olmak istemiyordu. Ama dün gece rüyasında gördüğü eski eşiyle ilgili kötü anılar onu hâlaâ etkisi altına almaktaydı. Geceden bu yana uzun zaman geçmesine rağmen gün boyu kırılgan psikolojisi ile mücadele etmişti. Kararlılıkla şu anda bu sahilde kendisiyle ve kötü anılarıyla mücadele etmeyi bırakacaktı. Bu yükü daha fazla sırtında taşımak istemiyordu.

Aldatmayı ilk öğrendiğinde başından aşağı kaynar sular dökülmüş, şoka girmişti. Yanındaki arkadaşları onu sakinleştirmişdi. Aldatma, hayal kırıklığı ve güvenine yapılan saldırıydı. Bir süredir bazı sıkıntıları ve hisleri vardı ama bir aldatmaya yormamıştı Evren.

Şimdi o anlara geri dönmek karabasan gibi üzerine çöküyordu. Yıllarca hiç düşünmek istemediği duyguları hatırlamak Çin işkencesi gibi geliyordu. İhanet, acı, nefret, tiksinme, hayal kırıklığı hiç de güzel duygular değildi.

Şimdi hatırlıyordu da onu her gördüğünde mide bulantısı hissederdi. Yüzüne bakmak istemezdi. Bu arada kendini de suçluyordu. Nasıl oldu da bu kadar sene onun gerçek yüzünü görememişti. Nasıl olur da başka bir kadının varlığını hissedememişti. Boşanma işlemleri bittikten sonra ki o anı hiç unutmayacaktı. Sırtından kocaman bir yük kalkmış gibi hissetmişti. Artık kocası onun için ölmüştü.

Aşık olup, büyük hayallerle evlendiği adam ile bu adam aynı kişi değildi. Zamanla kendine yönelttiği “ Neden, nasıl” gibi soruları, tek tek ele almıştı. Çevresindeki arkadaşları ve ailesinin yardımlarıyla kendini affetmeyi başarmıştı. Onu affedip affetmediğini soranlara “Onu Allah affetsin” diyordu. “Ben affetmişim affetmemişim ne önemi var. İşlediği günah onun boynuna” diyordu. Artık kendini suçlamamayı ve onun günahlarını üstlenmemeyi öğrenmişti.

Bir rüyanın yaşantısını, duygularını ele geçirmesine izin vermeyecekti.

Evren sahilin orta kısımlarında durdu. Ufuk çizgisine doğru baktı. Mavi renk onu sakinleştiriyordu. Biraz sonra eline bir dal parçası alarak, ıslak kumların üzerine hissettiği olumsuz kelimeleri yan yana yazdı. Sonra ayağa kalkıp, bir adım geriye çekildi. Kelimeler ıslak kumların üzerinde sanki kapkara lekeler gibi duruyordu. Bir kez daha okudu kelimeleri tek tek. O sırada okyanustan gelen bir dalga beyaz köpüklerle ıslak kumların üzerine yayılıp, ayak parmaklarının ucuna kadar geldi. Yazdığı kelimeler yavaş yavaş bozulmaya başladı.

İkinci bir dalga bir öncekinden daha hızlı ve şiddetli geldi. Bu sefer ayaklarının altındaki kumları süpürerek gelmiş ve çekiliyordu. Evren kumların ayaklarının altından kaymasıyla hafif dengesini kaybetti. Toparlanmak için bir adım daha geri attı. Önüne döndüğünde dalga geri çekilirken ağır çekimde bütün kelimelerin denize doğru akıp, yok olmasını seyretti. Bu esnada şaşırarak bu olumsuz duyguların içinden silinip gittiğini fark etti. Artık kaşlarını çatmıyor, dişlerini sıkmıyordu. Kaşları havada derin bir nefes alıp verirken yukarı kaldırdığı omuzlarını aşağı indirdi. Şimdi huzurlu ve rahat hissediyordu.

Yüzüne hafif bir gülümseme yayıldı. Bir müddet daha bu huzurlu anı yaşayarak sahilde dolaştı. Artık akşamüzeri olmaktaydı. Bazı bulutlar güneşe doğru taarruza geçmişti. Keskin güneş ışınları artık silikleşmiş ve güneş ufuk çizgisine doğru aşağı inmekteydi.

Evren. yürüyüşüne son verip bungalov evine doğru patika yola yöneldi. Plaj terliklerini giydi. Kısa bir süre sonra odasındaydı. Şapkasını çıkarıp koltuğun kenarına astı. Dosdoğru banyoya gidip kumlu ayaklarına su tuttu. Elini yüzünü temizledi. Dolaptan temiz kıyafetlerini giydi. Akşam yemeğine az kalmıştı. O yokken odası temizlenmiş ve düzeltilmişti.

Yatağının ayak ucuna sandaletlerini giymek için oturunca şaşkınlıkla pencere önünde duran gülleri gördü. İlk odaya girdiğinde hiç fark etmediğini anladı. Pencereye doğru yürürken “Acaba kim? Nasıl? Koydu bu gülleri” diye düşündü. Önce gülleri kokladı, okşadı.  Çok güzel kokuyorlardı. Sonra küçük not kartını fark etti. Kartta güzel bir el yazısıyla; “On dördüncü ayımız kutlu olsun. İyi tatiller canım. Selim.” yazıyordu. Evren şimdi gözlerinin içi dahil kocaman gülümsüyordu.

Hiç alışık olmadığı bu ilgi onu mutlu etmişti. Yavaş da olsa yeniden güvenmeyi öğrenecekti. Tül perdeyi aralayıp batmakta olan güneşe bakarken gün sonunu mutlu ve pozitif duygularla bitiriyordu.

Geçmişin kötü anıları denizin köpüklü suyuyla temizlenmiş, beyaz yepyeni anılar  biriktirmek ve yeni bir hayata başlamak için umutla dolan yüreğine elini koydu “Artık seni yormayacağım, yavaş yavaş yol alacağız, merak etme kalbim, Selim bir şansı hak ediyor” dedi ve hızla hazırlanıp çıktı. Mutluluk fazla bekletmeye gelmezdi.

Editör: Gülbahar Üçkardeş

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Mor Salkım / Yadigar Uyar Özyapan

Mor Salkım / Yadigar Uyar Özyapan

12-06-2026 - ÖYKÜ

Köşklü Basri Efendi'nin Günlüğü -2. Bölüm / Hüseyin Mıngıroğlu

Köşklü Basri Efendi'nin Günlüğü -2. Bölüm / Hüseyin Mıngıroğlu

09-06-2026 - ÖYKÜ