Advert

Her Gün Bir Yıkım Her Gün Bir Korku: Bunu Hak Ettik mi? / Sema Dalkılınç

Sema Dalkılınç -HER GÜN BİR YIKIM, HER GÜN BİR KORKU: BUNU HAK ETTİK Mİ?

DENEME - 26-01-2025 15:23 911 kez okundu.

Her Gün Bir Yıkım Her Gün Bir Korku: Bunu Hak Ettik mi? / Sema Dalkılınç
Advert

HER GÜN BİR YIKIM, HER GÜN BİR KORKU: BUNU HAK ETTİK Mİ?

Bugün yine haberlerde yürekleri dağlayan bir olay… Konya’da üç katlı bir bina çökmüş. Henüz nedenini bilmiyoruz. Bir patlama mı? Yoksa kimsenin şaşırmayacağı, hepimizin içten içe tahmin ettiği o acı gerçek mi: göz göre göre yapılmış ihmal, umursamazlık, malzemeden çalınan hayatlar?

Artık her felakette hep aynı şeyleri düşünüyoruz. Çünkü bunun bir örneğini değil, yüzlercesini gördük. Çünkü bu topraklarda bina öldürür, yangın öldürür, ihmalkârlık öldürür. Bu ölüm, birinin kazancına malzeme edildi. Ve hep sorarız: “Neden böyle olduk?”

Bu sorunun cevabı, aklımızın bir köşesinde hep var. Ruhsatsız yapılar, kontrollerden kaçan denetimsizlik, vicdanını bir torba para için kenara koyan eller...

Ama bu gerçek, artık sadece bir suçun değil, bir korkunun parçası oldu. Bu korku hepimizi esir aldı.

Siz de düşünüyor musunuz; “Ya benim oturduğum apartman da aniden yere serilirse? Bir gece, bir an, hiçbir şey olmamışken, güvenle oturduğum evim benim mezarım olur mu?” diye…

Bunu kendimize sormayan kaldı mı? Kim bana “Hayır, asla olmaz,” diyebilir? Hangi yetkili, hangi kurum, hangi denetçi bu korkumuzu silip atabilir?

Güvensizlik bir milleti öldürmez belki ama parçalar. İnsanlar artık çocuklarını bir binada, bir hastanede, bir okulda emanet edemez hale gelmişse, toplum nasıl ayakta kalır? Kendi evimize girmeye korkuyorsak, bu korkuyla nasıl nefes alırız?

Biz mi yaptık bunu kendimize? Biz mi hak ettik her sabah yeni bir acı haberle uyanmayı? Hangi yanlışlarımız bu kadar büyük bir karanlığı üzerimize çağırdı?

Yoksa bizim yanlışımız, susmak mıydı? Görmezden gelmek mi?

Her gün bir enkaz, her gün bir felaket. Ve biz o enkazların altından sadece canlarımızı değil, insanlığa olan inancımızı da çıkaramıyoruz. Bugün Konya’da çöken bina, dün bir yangın, ondan önceki gün başka bir şehirde yıkılan hayaller…

Bu korkuyu hak etmiyoruz. Kimse hak etmiyor.

Hep birlikte sormalıyız:

Kaç aile daha bu korkuyla yaşayacak?

Ve daha da önemlisi, biz bu korkuyu ne zaman yeneceğiz?

Advert
Neler Söylendi?

Tahsin Ertürk

Sema Dalkılınç'ın "Her Gün Bir Yıkım Her Gün Bir Korku: Bunu Hak Ettik mi?" başlıklı yazısı, derin bir toplumsal eleştiri ve duygusal bir çağrı içeriyor. Yazar, yazısında yaşanan felaketleri sadece birer olay olarak değil, aynı zamanda toplumun genel ruh halini etkileyen ve derinlemesine sorgulanması gereken birer acı olarak ele alıyor.

Özellikle, güvenlik, denetim ve sorumluluk kavramlarını sorgularken, bireylerin ve kurumların ihmalkarlığını irdeleyerek okuyucuya düşündürücü sorular yöneltiyor. "Biz mi yaptık bunu kendimize?" ifadesi, okuyucuyu öz eleştiriye yönlendirirken aynı zamanda toplum olarak paylaştığımız kayıplar üzerinde durmamızı sağlıyor. İhmalkârlık, göz ardı edilen gerçekler ve biriken korku, yalnızca bireylerin sorumluluğu değil, aynı zamanda kolektif bir sorumluluk olarak da karşımıza çıkıyor.

Yazının etkileyici noktalarından biri, somut olaylar üzerinden yapılan soyut sorgulamalardır. Yazar, bireylerin en temel ihtiyaçları olan güven ve emniyetin nasıl tehdit altında olduğunu irdeliyor. "Kendi evimize girmeye korkuyorsak, bu korkuyla nasıl nefes alırız?" sorusu, bireysel huzursuzluğun toplumsal bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Son olarak, Dalkılınç'ın bu yazısı, okuyucuyu sadece düşünmeye değil, harekete geçmeye de teşvik ediyor. Korkularımızı aşmak ve güvenli bir toplum yaratmak adına atılması gereken adımları sorgulamak, bu yazının en önemli mesajlarından biri. Toplum olarak bu köklü sorunlara dikkat çekmek, yalnızca bireysel bir duyarlılık değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.

Özetle, bu yazı, yaşanan kayıpları, toplumsal normları ve bireysel korkuları ustaca bir araya getirerek, okuyuculara derin bir düşünsel yolculuk sunuyor. Korkunun üstesinden gelmek ve geleceğe umutla bakmak için, hep birlikte daha fazla ses çıkarmamız gerektiğini hatırlatıyor. 1 yıl önce
DİĞER HABERLER
Katliamdan Sonra Büyüyen Gelecek: Evrenin Kendini Yeniden Yazma Denemesi / Sinem Uğurlar

Katliamdan Sonra Büyüyen Gelecek: Evrenin Kendini Yeniden Yazma Denemesi / Sinem Uğurlar

15-05-2026 - DENEME

Hüznün Gerçek Yüzü (Küçük Hikâyelerim 2) / Vahap Acar

Hüznün Gerçek Yüzü (Küçük Hikâyelerim 2) / Vahap Acar

15-05-2026 - DENEME