GÖKSÜZ BİR EZAN SESİ
Ey Nemrud’un torunu!
Zamana mühürlenmiş sessizliksin sen.
Çökmüş yüzüne mağara gölgesi,
Ayaklarında suskun bir tufan yürür şimdi.
Savaşın gövdesinde doğmamış ölüler / gölgeli.
Ben seni;
Bu şehirle sevdim ilkin.
Minareleri göğe küskün,
Kuleleri Tanrı’dan saklanmış,
Kaldırımları; Kâbe'nin taşına yürür.
Bir çocuk;
Orada secde kadar masum.
Korkuyu alnına mühür etmiş / öksüz.
Bir tabelanın arkasında unutulmuşsun;
Yüzünü, dünya vitrinletinde kaybetmiş insanlıkça.
Sen; yön gösteren bir pusulasın,
Manyetik alanı tükenmiş
Hiçbir yere varamayan,
Pas lekesiyle mühürlenmiş
Kayıp zamanlarda;
Yorgun, suskun, kırık / göçsüz.
Sen; geçtin içimden,
Ben; yitik bir efsanenin başlangıcında kaldım.
Ne anlatan var artık
Ne de duyan bir yakarış.
Sözlerim kanla yoğrulmuş,
Bölünmüş bir haritanın sesinde / mutsuz..
Gölgelerle konuşuyorum bu gece,
Darbelerin kalbinde kıvranan.
Bir lanetin rüyasında;
Susuyorum...
Bu şehir göksüz,
Her gece bir sabahsızlık doğurur.
Mermiler ezanla yarışır .
Anneler toprağa eğilir / umutsuz.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



















