EYLÜLÜ SEVİYORUM
Eylülü seviyorum, vuslata yaklaştırır.
Gönüllere öyle hoş bir hüzün bulaştırır.
Sarı renkli duygular coşuverir gönülde,
Alır götürür ruhu, mazide dolaştırır.
Gidiyoruz meçhule, sararıp düşe düşe,
Heyhat ki ilkbaharda kaldı mutluluk, neşe!
Ağır ağır yürürken sonbaharın kolunda,
Ömrümüzden yapraklar dökülüyor peş peşe.
Nereden geldiğinin bilincinde nebâtat.
Yaşayan her canlının geçiş noktası hayat.
Bir hazırlık yok ise yolcunun azığında,
Karanlık bir mezarda son bulacak saltanat.
Sıra sıra mevsimler, hayatın durakları,
Ayrılık vakti, diyor sonbahar yaprakları.
Rüzgârın kanadında yavaşça süzülerek,
Hasretle kucaklıyor özlemiş toprakları.
Kavuşurken hasretler koyun ve kuzu gibi,
Huzurla konur başlar bir anne dizi gibi.
İlkbahar başlangıçtır, yazlar bir ara sıcak.
Sonbaharlar hayatın biberi, tuzu gibi.
Her ayrılık sonrası diriliş var yeniden,
Yeşerir ilkbaharda ölüp toprağa giden.
İlkbaharı bekleyen umutlar yeşermeden.
Toprağın üzerine karlar yağar aniden.
Ah, Nûrfânî, sarardı yaprakları ömrünün!
Son yaprakla birlikte gelecek düğün günün.
Belki yaşarsın kışı üşüyen yüreğinle,
Hasret ve yalnızlıktır kim bilir son öğünün.
***


















