EVİM SENSİN EVİNDESİN
Ve şimdi
Zaman, paslı bir saatin içinden yalnızlığıma çarpıp duruyor.
Anılar, avuçlarımda kanayan dualar gibi
Akıp gidiyor dakikalarla ömrümden.
Ne zaman adın karışsa bir duaya,
Yüreğimde izbe bir ev biraz daha çöküyor.
Bir çocuğun terk edilmiş oyuncağı gibi kırık düşlerim
Küflü duvar diplerine öylece terk ediliyor.
İzini sürmek istesem anıların,
Kaldırımlar ayak izlerini saklıyor benden.
Köşe başında bir berduş,
Kese kâğıdına sarmış ömrünü;
Gelene geçene,
Gelip hiç geçmeyene kadehler kaldırıyor.
Rüzgâr kulağıma sesini bırakıp kaçıyor.
Her köşe başında biraz sen,
Her vitrin camında biraz ben kırılıyorum.
Sensizlik yüreğimde delik bir kader gibi.
Ne zaman düşsen zihnime,
İsmin kederimden, anılar kaderimden sızıyor.
Her gece birini kaybediyorum içlerinden
Ve adını söyleyemediğim bir sükûtun eşiğinde,
Her sabah eksik uyanıyorum kendime.
Tekerrür ediyor gün sonra:
Akrep yelkovanı, yelkovan akrebi kovalayıp duruyor.
Paslı bir saatin içinden akıp gidiyor ömrüm.
Çarşaf çarşaf seriliyor gece zamanın döşüne,
Düşlerin arka penceresine kitleniyor
Uykuların gözbebekleri.
Eskimeden yıllanmış bir sensizlik
Buğulanıyor kirpiklerimde.
Zehir emziriyor gidişin düşlerime,
Aklım bulanıyor!
Şiir kusuyor yüreğim ellerime.
İçimde eski bir ev çöküyor
Ve küflü duvar diplerinde
Paslı bir saat duruyor.
***



















