DAHA BİTMEMİŞ HAYALLERİMİZ VARKEN
Evet, belki yaş aldık. İyi seçemiyor gözlerimiz. Kulağımız belki eskisi gibi iyi duymuyor. Eskisi gibi hızlı hareket edemiyoruz ama içimizdeki yazdıran ilhamımız var oldukça; daha çok yazacağız, biz genç ihtiyarlar yürek dökümlerimizi.
Sizler gibi pop, caz, rep dinleyerek değil de daha sakin kuytularda;
"Akşam oldu hüzünlendim ben yineyi" dinlerken
ya da
"Şarkılar seni söyleri" dinlerken yazarız umutlarımızı taze tutarak.
Öyle donanımlıyız ki, anılar dağarcığımızda öyle güzel hikayeler var ki. Yazılmalı, okunmalı, yarım kalmamalı.
Öyle şiirler var ki sevgiliye yazılan. Öyle mektuplar var ki hiç gönderilmeyen. Tarihin tozlu raflarında yerini alan.
Ne kadar raf ömrümüz kaldı bilmiyorum ama umudu hiç bitmeyen orta yaşlılarız biz. Ne ocaktan iner çaydanlığımız ne yürekte biter yürek dökümlerimiz. Gönül kalemimiz yazdığı sürece, ömür yettiğince, nefes aldığımız her an...
Olmasa mektubun, yazdıkların olmasa...
Umut da biter, ömür de...
Nostalji kokar bizim mektuplarımız. Eski zaman şarkılarını dinlerken yazdıklarımız.
Yıllar süren sevdamız, dillendiremediğimiz duygularımız, yari görünce yüzümüzdeki mahcubiyetimiz...
Siz hiç kaybettiğiniz birine mektup yazdınız mı, yüreğiniz kan ağlarken?
Bizim onca birikmiş mektubumuz var ki, pulu üzerinde.
Bir mezar taşının başında hiç gözyaşlarınızı yüreğinize akıttınız mı? Sevdiğiniz duyarda üzülür diye.
Bir ağacın gölgesinde ruhunuzu dinlendirirken hiç hayal kurdunuz mu?
Biz ruhu genç ihtiyarlar, maziyi hatırlar yad ederiz.
Daha bitmemiş hayallerimiz varken..



















