Advert

Bir Öğrencim Vardı / Mehmet Aydoğan

Yazan: Mehmet Aydoğan -BİR ÖĞRENCİM VARDI

ANI - 13-05-2024 01:08 1335 kez okundu.

Bir Öğrencim Vardı / Mehmet Aydoğan
Advert

BİR ÖĞRENCİM VARDI

Ahmet Akar adında bir öğrencim vardı. Reyhanlılı.
Okul Yatılı Bölge Okulu. Altıncı sınıflara matematik dersine giriyorum. Ders yılı başlayalı iki ay geçmişti. Ahmet ne parmak kaldırmıştı ne de tahtada problem çözmüştü. Kendi halinde halim selim bir öğrenci idi. Matematik dersi ile hiç arası yoktu. Ders aralarında bahçede öğrenci arkadaşlarını başına toplar bir şeyler anlatırdı. Arkadaşları da onu sözü bittiğinde alkışlar, omuzlarına alır gezdirirlerdi okul bahçesinde.

Nerede bir öğrenci topluluğu var, Ahmet onların ortasında el kol hareketleri ile bir şeyler anlatmak isterdi. Bir gün dikkat ettim baktım, bahçede öğrencilerin arasında benim taklidimi yapıyor. Geriden merakla izlemiş hiçbir tepki vermemiştim. Ama o kadar öğrenciyi başında toplayıp bir şeyler anlatması, güldürmesi pek de yabana atılacak bir şey değildi.

Bir gün, matematik dersinde Ahmet’i tahtaya kaldırdım. Bir problem yazdım tahtaya şöyle kolayından.

“Ahmet bu problemi  çöz bakalım” dedim.

Ahmet problemi bir iki kere okudu, biraz durakladı yüzüme bakıp, “Öğretmenim  problemi boş ver ben güzelce  bir taklidini yapayım mı?” demesin mi?

Ben anladım Ahmet in ferasetini, biraz da şaşkınlıkla, “tamam yap” dedim.

Ahmet tebeşiri aldı eline, beni öğrenci yerine koyarak, aynı benim ona hitap ettiğim gibi oda bana dönerek, “bu problemi çöz bakalım” dedi.

Ben gülme ile şaşkınlık arasında bir şeyler yaparken, birden sınıf ayağa kalkıp Ahmet’i alkışlamasın mı?

Ben de başladım alkışlamaya.

Sarıldım, gözlerinden öptüm…

Ahmet bir başka yeteneğini konuşturmuştu tahtada. Bütün sınıfa ve bana. Adeta gözümüze çakmıştı yeteneğini.

Biraz mahcupca Ahmet’e sınıf huzurunda dedim ki; “Evet Ahmet, mesajını aldım, seni başka türlü değerlendireceğim…”

Öyle ya, eğitimde her bireyin yeteneği farklı olabilirdi. Yerine otururken tüm sınıf Ahmet’i bir daha alkışladı.

O zamanlar her okulun yıl sonu etkinlikleri olurdu. Bizim okulda da yıl sonu etkinliklerinden biri, Cahit Atay’ın “Karaların Memedi”  adlı tiyatro eserinin sahnelenmesiydi.

O görev bana düşmüştü. Ben de öğrencim Ahmet Akar’a bu oyunda başrol oyuncusu olarak rol görev vermiştim. Ahmet bu rolü hakkı ile oynadı. Perde bittiğinde salondaki tüm seyirciler onu ayakta alkışlamıştı...

Sonrasında ne mi oldu?

Bizler okul olarak bu yeteneği elinden tutup Devlet Konservatuarı’na göndermek yerine, okuldan mezun olunca girdiği diğer klasik lise ve öğretmen okulu sınavlarını kazanamayınca onun köyüne dönmesine göz göre göre seyirci kalmıştık.

Neden elinden tutup Ankara’da Devlet Konservatuar sınavlarına götürmemiştik? Daha doğrusu, akıl edememiştik. Ama matematiği iyi olan öğrencilere kurs verip iyi okullara girmelerine yardımcı olmuştuk. Ahmet’e neden bu fırsatı verememiştik?

Nedeni Ahmet’in matematik bilememesi mi idi?
İşte burada kopmuştu her şey...

Maalesef eğitimde böyle bir yanlış anlayış vardı demek ki o zamanlar. Bu hep böyle miydi?

Elbette değildi ama biz atlamıştık Ahmet’in yeteneğini…

Kabahat öğretmenlerinin ve okul idaresinindi.
Ben, işin içinde biri olarak hatamı kabul ettim.…
Bu hatamızı yıllar sonra okuyup belli yerlere gelen sınıf arkadaşları ile konuşurken içim sızlayarak fark etmiştim.

Ahmet köyüne geri dönünce bir sürü sıkıntılar içinde kalmış, hayata küsmüş, sefalet içinde kalmış ve bir gün hayatını kaybetmişti…

Bir yeteneği, köyüne geri göndermenin suçluluğunu yıllarca taşıyacaktım. Hep merak ettim Ahmet bizleri affetti mi acaba?

Ne demişti Ahmet Akar bana kara tahta başında: “Öğretmenim problemi boşver, senin taklitini yapayım mı?”

Nurlar içinde uyu Reyhanlılı öğrencim Ahmet Akar…

Seni tanıyamadık.

Editör: Dilek Tuna Memişoğlu 

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Ayşe / Vahap Acar

Ayşe / Vahap Acar

25-05-2026 - ANI

Sel / Vahap Acar 

Sel / Vahap Acar 

24-05-2026 - ANI