KUYUCAKLI YUSUF / SABAHATTİN ALİ
Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf romanı, yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; bu eser, Anadolu taşrasının karanlık vicdanına tutulmuş bir aynadır. Yusuf’un hikâyesi, bireyin; toplumla, sevgiyle, adaletle ve kaderle olan sessiz mücadelesini en yalın ve en derin biçimde anlatır.
"O gelmez artık."
"Nereden biliyorsun?"
"Gidişinden belliydi." (S.41)
"Hiç geçmeyen hiç unutulmayan şeyler de var. Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var." (S.61)
"Yaramın nerede olduğunu bilmiyorum. Yalnız bir yerlerim acıyor. Çok acıyor." (S.211)
Kuyucaklı Yusuf kitabı, 9 yaşındayken anne ve babası eşkıyalar tarafından öldürülen Yusuf’un hayatını konu alıyor. Nazilli Kaymakamı olan Salahattin Bey, Yusuf’u evlatlık almasıyla karısıyla yaşadığı anlaşmazlık had safhaya ulaşır. Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte babalarının tayin olduğu Edremit’te güzel bir çocukluk geçirir.
Genç bir delikanlı olan Yusuf, bir gün kasaba eşrafından Hilmi Bey’in oğlu Şakir’in Muazzez’e sataşması sonucu onunla kavga eder. Yusuf, kasabanın en zenginlerinden olan Hilmi Bey’in gücü ile karşı karşıya gelir ve Şakir’in Muazzez ile evlenmek istemesiyle işler iyiden iyiye karışır. Yusuf’un da gönlünün Muazzez’den yana olması ise bizi kaçınılmaz sona götürür.
Sabahattin Ali, bu romanıyla bize, sadece bir hikâye değil; bir ruh hâli, bir sessizlik biçimi ve bir varoluş sancısı sunar. Yusuf’un sessizliği, Anadolu’nun çığlığıdır. Anadolu’yu romantize etmez; aksine, onun içindeki çürümeyi gösterir. Bu çürüme, Yusuf’un sessizliğinde yankılanır. Onun toplumla kuramadığı bağ, aslında toplumun kendi ruhuyla kuramadığı bağın bir yansımasıdır…
Keyifli okumalar.
***
Not:
Truva Yayınları Sabahattin Ali'nin; Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan isimli üç eserini tek cilt halinde yayınlamıştır.



















