DEDEYE YOL GÖRÜNDÜ / MAHMUT ABDULLAH
Herkese merhabalar,
bugün sizlerle yeni bitirmiş olduğum bir eserden bahsedeceğim.
Mahmut Abdullah’ın kaleminden “Dedeye Yol Göründü”
İnsan, yaşamı boyunca sözlerinden ve dilinden ne çıkarsa hayatına konuk olur; bu eser de tam bu şekilde hafızamıza misafir oluyor.
Sıcak bir temmuz sabahında bir Dede’nin kaynayan kanepesinde başlayan yolculuğu ile eserin sayfalarına işliyor dramatik hikâyemiz.
Karakterlerimiz Dede, Nine ve oğulları İbrahim Zeyni çerçevesinde hikâye bir bütün olarak ele alınıyor.
Dede ve Nine birbirinden iki zıt karakteri ile okurlara yer yer üzüntü veren yer yer de trajikomik cümlelerle hayatı ıskalıyor.
Dede’nin iç sıkıntısı ve buhranı eser boyunca devam etmektedir. Evden uzaklaşmak isteği ile beraber, kahvehane köşeleri en dertli yerleşim alanıdır. Karakterin ruh hâli esere şu şekilde yansımıştır:
“Dede’nin ruh sızısı dış gözlerden o kadar belli oluyordu ki insan onu süzdüğünde ruhundan çehresine yankılanan gürültüyü patırtıyı duyabilirdi. Kendi perişan ve kimsesiz olarak inandığı hâlini millete anlatıp onların ilgisini üzerine çekmeyi hep maharet bilmişti.”
Dede’nin Nine ile olan çatışmaları eserin sonuna kadar devam eder. Sitemkar ve hayattan memnun olmayan tüyler ürpertici bir dram, onun yalnızlık hikâyesi. Anlaşamayan iki zıt karakterin hayat yolculuğu…
Dede’nin Nine’ye olan sitemi şu şekilde hafımızda yer edinmekte:
“Hayatım boyunca kalkarken de eve gelirken de soframı hazır görmedim.”
Nine aksi ve dediğim dedik huyları ile adeta Dede’yi çileden çıkarmaktadır. Anlaştığı tek kişi oğlu İbrahim Zeyni’dir. Dede valizini de alıp evden çıkıp gitse, Nine’nin hiçbir zaman ruhu duymayacaktır.
Hikâyenin kişilerle örtüşmesinin yanında mekân da ustaca ve ortamın keyifsiz ve iğneleyici cümlelerine göre şekillenmiştir. Mekânın tasvirine şu şekilde bir örnek verebiliriz eserden:
“Zemin betondu, yazın serinlik verse bile kışın yalınayak basılmazdı betona. Müthiş soğuk çekerdi, kuruyup kalmış rutubetli duvarın sökülmüş sıvalarından dökülen beton kırıntısı yaz kış eksik olmazdı duvar diplerinden.”
Bazen şaşkınlıkla bazen tebessüm ederek bazen de pes bu kadar da olur mu diyerek bu eseri keyifle okudum. Tavsiye ederim.
ALINTILAR
“Gökten sağlam bir hortum bahçeye inip seni fırtınasına katıp alıp götürse.” diye söylendi.”
“Hareketleri eve zarar vermek isteyen öfkeli bir kadının cinneti gibiydi.”
“Dede’ye yol göründü.” dedi, “Tam kırk yıldır senin hayatın böyle geçti gitti.”
“Ailesinden şevkat görmeyen bir adam başkasından ancak acıma şefkatini görür.”
“ O adam hep günübirlik düşünceyle yaşadı.”
“Bir dahakine onu kanepesiyle otobüsüm bagajına at. Gitsin bir daha gelmesin.” dedi.”
“Kendisini taze gelin edip suratına dantel indirdi.”
“Nene buz gibi bir ifadeyle, “O bir yerlere gittikçe benim ömrüm uzuyor.” dedi. “Bir dahaki taziyesinde kanepesini de bavulu gibi otobüse yükleyip götürsün.”
“Hiçbir zaman tam bir senesini bu memlekette doldurmadı, her sene içinde mutlaka gidiyor.” dedi. Fakat hâlâ evini oraya taşımayı başaramadı.”
“Onun seni yok sayması senin onun yok saymandan doğdu. Adam eceliyle değilse de kahrından ölecek.” dedi.
“Hakkın var, fakat sizin tükenmeyen kavganız bilhassa çocuklarınızın da ruhlarını şekillendirmiştir.”
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



















