CİNAYET SINIFI BAŞKANI
AYŞE ERBULAK
Biz katil doğmadık, siz bizi bir canavara dönüştürdünüz.
Gastronomi bölümünden kırk öğrenci, okulun sevilen hocası Levent Şef eşliğinde bir geziye çıkacaktır. Adana'ya yapılacak olan bu gezi, hem bilgi ve tecrübelerine katkı sağlayacak hemde sevdikleri öğretmenleri Levent'in doğup büyüdüğü şehri tanımlarına yardımcı olacaktır.
Heyecan içinde başlayan gezi bir süre sonra Ali, Ela ve okulun idaresinde çalışan Gizem için karanlık sırların paylaşılacağı bir kâbusa dönüşür.
Kitap bir gezi hikâyesi olarak başlayıp Ali'nin, Ela'nın ve Gizem'in geçmişine uzanan anlatılarla devam ediyor. Adaletsizlik, çaresizlik, yalnızlık, masum insanların nasıl bir anda suçluya dönüştüğüne dikkat çeken, masum bedenlere uzanan kirli ellere lanet okuyacağınız, anlatımı akıcı ve kolay okunan bir hikâye. Çocukluk travmaları ile yüzleşen Ali, Ela ve Gizem'in sessiz çığlıklarını okurken düşünüyor insan; çevremizde bu acılarla yaşamak zorunda kalan kimler var acaba diye? Acı hikayeler, acı hayatlar elbette fakat anlatımı biraz basit geldi bana. Daha vurucu olsa daha çok sevebilirdim kitabı. Yine de seçimi size bırakıyorum elbette okumak konusunda.
“Aslında yaşamı o gece son buldu, sonrasında sadece bedeni yaşadı, ruhu bu dünyadan geçti gitti.”
“Zaten en büyük silahı o ölümcül sessizliği değil miydi?”
“Acısı geçecek ama ruhundaki yara ömür boyu kalacaktı.”
***



















