BENİM ANNEM BİR MELEK
Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren hayatın fırtınalarına karşı bizi koruyan, sevgiyle örülmüş sarsılmaz bir kale vardır: Anne. Bazı insanlar için "melek" kavramı, sadece gökyüzünde var olan soyut bir varlıktır; ancak benim için “melek” her sabah sıcak bir gülümsemeyle uyanan, yorgunluğunu bir kenara itip evladının mutluluğu için çırpınan o eşsiz kadındır.
"Benim annem melek" demek, sadece bir sevgi sözcüğü değil; bir ömrün özetidir. Bir annenin kanatları görünmezdir belki ama koruyuculuğu en sert rüzgârlarda bile hissedilir. O kanatlar bazen üzerimize örtülen bir battaniye, bazen en çıkmaz sokaklarda bize yol gösteren bir ışık olur. Bir melek saflığıyla karşılık beklemeden sever hatanızda sığınağınız, başarınızda ise en büyük gurur kaynağınızdır.
Onun elleri, dünyanın en şifalı ilacı gibidir. Dizimiz kanadığında da ruhumuz yaralandığında da o ellere tutunuruz. Bir annenin bakışındaki o derin şefkat, hiçbir kelimenin tam olarak tarif edemeyeceği bir huzur limanıdır. Fedakârlığın sınırlarını zorlayan, kendi hayallerinden vazgeçip evladının hayallerine can suyu veren bir iradenin adıdır anne.
Anadolu’nun o kadim kültürüyle yoğrulmuş, sabrı ve metanetiyle bir dağı andıran anneler; aslında yeryüzünde yürüyen mucizelerdir. Onların duaları, evlatlarının önündeki en büyük kalkandır. Sesindeki tınıda, yemeğinin kokusunda ve bakışındaki derinlikte hep aynı kutsal gerçek saklıdır: Karşılıksız, sonsuz ve sınırsız bir sevgi.
Sonuç olarak, melekleri görmek için gökyüzüne bakmaya gerek yok. Başımızı omzuna yasladığımızda tüm dünyanın yükünü unuttuğumuz, kalbi bizim için atan o kadın; hayatın en somut ve en güzel meleğidir. İyi ki varsın annem, iyi ki benim meleğimsin.
***



















