BE ADAM
Unuttuğum yerden
yakıyorsun beni, adam.
hem de defalarca aynı yerden.
Tam unuttum,
kalbim tam da sükûnete erdi diyorum,
sonra bir şarkı çalıyor.
O şarkıdaki giden adam
sen oluyorsun;
ben de köşe başında
hıçkıra hıçkıra ağlayan,
umutlarının üstüne asfalt dökülmüş
o kadın oluyorum.
Nefessiz kalıp
yokluğunun yaşattığı
travmaları, tekrar tekrar
yaşıyorum her an.
Gitmiyorsun.
Yol arıyorum gitmen için benden
ama bulamıyorum.
Tam gittin diyorum,
rüyalarıma dalıyorsun,
“Geldim,” diyorsun;
umudumu asfalttan
sökercesine...
Sonra tam ellerimi tutacakken
yine gölgelerin arasına karışıp
kayboluyorsun.
Ve ben yine bulamıyorum seni,
yakalayamıyorum
gölgenden bile.
İnsan kaç kere ölür be adam?
Kaç kere öldürülür?
Yokluğuyla kaç kere terbiye edilir ki
insan?
Git adam, git artık.
Geldiğin, o ilk gün gibi git.
Sil sana dair tüm duygularımı,
aşkımı, sevgimi, nefretimi...
Al da öyle git.
Bırakma böyle beni yarım,
bırakma böyle beni eksik,
bırakma böyle beni umutsuz,
böyle sensiz.
Git be adam, git...
Unuttur da kendini,
öyle git.
***



















