"Çay ister misin? diye seslendi adam, sessizce bekledi bir süre.
Tekrarladı, "Hatun çay içer misin?" diye ama yine cevap yoktu.
İrkildi birden, serin bir eylül sabahının rüzgârı ve bunca yıldır alışık olduğu cevabı alamamanın telaşesi ürpertmişti içini.
İçindeki sızı birden alev almış, kor gibi yakmıştı yüreğini; “Yetmiş gün oldu bugün.” dedi; “Yetmiş gün, seni kaybettiğim…”
Elli üç senenin adı vardı; kolay değildi alışmak, kabullenmek.
“Aşk olsun!” dedi, “Aşk olsun, nasıl da bırakıverdin beni…”
Yalnızlığın derin dehlizinde kaybolur gibiydi.
Onu ilk tanıdığı gün geliverdi aklına, hayâli belirdi gözlerinin önünde.
Bir film şeridi gibiydi birlikte geçirdiği yıllar.
“Allah'ım aklımı koru sen, güç ver.” diye söylendi.
El alışkanlığıyla doldurduğu çay bardağına süzüldü gözyaşları, karışıverdi çaya.
"Aşk olsun hatun!” dedi, "Aşk olsun,
bıraktın ya beni!"
Sonra buruk buruk gülümsedi.
Aşk olmuştu zaten elli üç yıl, aşk olmuştu...
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Editör: Bilgi Şakar



















