AĞLAMAK AYIP MI
Parkta oturuyorum.
Hava çok güzel, çam ağaçlarının serinliği ve kuş sesleri içimdeki daralmışlığı bir süreliğine dağıtıyor. Dalların arasından izlediğim gökyüzünde, pamuk gibi bulutlar süzülüyor; onu ilk defa bu kadar berrak ve temiz görmüşçesine izlerken bir çocuk ağlaması duydum; önce bir çığlık ardından da yerde çırpınarak ağlayan erkek çocuğu. Annesi koşarak geldi, kucağına alıp sakinleştirecek sandım. Kafasına bir tokat patlatıp, “Doğru binsene, sana düşersin dedim, al işte düştün!” dedi. Sonra da “Ağlama, sus bak sana bakıyorlar ayıp ağlama…” deyip elinden çekiştirip yanına oturttu.
Ağlamak hiçbir zaman ayıp olmadı; ister kadın olsun ister erkek…
Gözyaşı, insanın yüreğinin dilidir. Çocuklarınız düştüğünde, canı yandığında ya da bir şeye üzüldüğünde ağlıyorsa onları susturmaya çalışmayın. “Ağlama.” demek yerine sarılın, yanında olduğunuzu hissettirin ve duygularını yaşamasına izin verin. Çünkü gözyaşı yalnızca acıyı değil, yükleri de taşır götürür.
Ağladıktan sonra onlara cesaret verin, yeniden ayağa kalkmayı öğretin. İnsan bazen gözyaşıyla hafifler, bazen de gözyaşıyla güçlenir. İçine akıtılan her gözyaşı, zamanla kalbin etrafında görünmez duvarlar örer. Oysa paylaşılmış bir hüzün yarıya iner; dökülen gözyaşı ise yüreği katılaştırmaz, aksine yumuşatır.
Ağlamak zayıflık değil, insan olmanın en doğal hâlidir. Gözyaşından utanmayın.
***



















