YAZ KALEM / BU AKŞAM GÜZEL GEÇECEKTİ
Tezgahtaki sebzeleri inceliyordu. Domatesler yer yer ezik, patlak olsa da biber ile patlıcanlar diriydi. Askıdan aldığı poşete domateslerin işe yarayacak olanlarından seçip doldurmaya başladı. Gençten bir kız uyardı; "Bey amca, bakın buradaki domatesler daha diri."
"Gördüm kızım, gördüm. Burası fiyat olarak daha uygun."
"Evde yengem kızmasın, bula bula bunları mı buldun diye?"
Derin bir iç geçirdi yaşlı adam. Genç kız irkildi; "Yoksa amca, yengem hayatta değil mi?"
"Onu kaybedeli neredeyse bir yıl oldu kızım."
"Çok özür dilerim amca. Yaranı deştim."
"Doğan ölecek kızım, kızacak ne var ki?"
"Mekanı cennet olur inşallah!"
"Amin kızım amin!"
"Kusura bakma amca, ezik domatesleri seçerken karışmak zorunda kaldım."
"Keseme bunlar uygun kızım."
"Peki siz ne yapacaksınız bunları?"
"Akşam için menemen."
"Dur o zaman ben seçivereyim."
"Sağol kızım."
Genç kız kasayı karıştıra karıştıra gözüne yarayanlardan seçip torbaya kattı. Yaşlı adama göstererek; "Yeter mi bu kadarı?"
"Yeter kızım. Bir miktar biber ile iki tane orta boy patlıcan seçelim."
"Patlıcan mı?"
"Ben severim menemende patlıcanı."
"Siz bilirsiniz."
Poşetleri tarttırıp hızlıca hesabı öderken; "Yumurtan var mı evde?"
"Üç tane alacaktım. Bol yumurtalı güzel olur. Bitiremezsem kalanı sonra yerim."
On beşli yumurtalardan ilave ettirdi.
"Kızım ne kadar tuttu bunlar, ödeyeyim."
"Amcama bak. Bir patavatsızlık yaptım, senin yaranı deştim."
"Olur mu öyle şey güzel kızım. Ninen rahmet istemiş ki sen sebep oldun."
"O zaman hesabı problem etme. Say ki ben senin kızınım, bunları sana aldım."
"Olmadı bu, olmadı."
"Oldu güzel amcam oldu. Evin uzak mı?"
"Biraz var."
"Yakın olsaydı, ellerimle pişirirdim sana. Ha, yağın soğanın var mı?"
"Var kızım var."
Yaşlı adam elinde poşetler ile uzaklaşırken genç kız başka yöne uzaklaştı. İçinde kırdığı potu düzeltmenin sevinci ile huzurluydu. Yaşlı adam ağır adımlarla yürürken, oğlu ve gelinini hatırladı. "On oğlu olacağına, bir kızı olmalı insanın" diye söylendi.
"Ne de cana yakın hali var. Rabb’im, güzel insanları hayatımızdan eksik etme" diye mırıldandı.
Yürüdükçe yeni yeni insan yüzleri üstüne doğru gelip yanından geçti gitti. Kafasının içinde; "Dünya, güzel insanlarla daha güzel" düşüncesi döndü durdu. Eve epey yolu vardı. Gün ikindiye, minareden yayılan ezanla ulaştı. Akşama daha vardı. Bu akşam güzel geçecekti.
Editör: Ümmügülsüm Hasyıldırım
