SÖYLE ANKARA
Korkak sinsi bir yağmur
Sinerken geceye
Kuşlar geldi aklıma
Üşür mü sahi minicik bedenleri
Sevinirken toprak
Yıkanırken ağaçlar
Düştüğüm kuyularda boğdum kendimi
Ölesimden değil
Gülesim eksik hayatta
Söylesene Ankara haberin var mı benden
Yoksa umrunda değil misin
Geceyi bekleyenden
Yok mu farkın
Gece sessizce geçtiğim şehirlerden
Sahi duymadın mı sarhoş türkülerimi
Hasret akşamları yaktığım sigarayı
Kaldırımlarında yönsüz adımlarımı
Dışarıda lastik sesleri
Kimi aceleci
Kimi korkak çevirmelerden
Kimi vazgeçmiş yolların gittiği yerden
Üşüyorum işte balkonda
Bir sigara daha yakıp
Az daha öksürüp
Az daha yaşadım deyip
Olsun çimler büyür hiçbir şey olmasa da
Uyanmaz çiçekler ama
Sevinir kirpi
Belki yağmurlu bir Ankara şiiri düşer kalemimden
Düşlerim uyanır yeniden
Umutlanırım baharlarca
Aynalarda eskiyen yüzüm
Güler şafağa
Islak titrek korkak
Yağmur yağıyor gece Ankara’da
Geçiyor arabalar
Peşine gençliğim
Yıllardan bir yıl
Aylardan hazan günlere kazınan
Cebeci’den yürümüşüm
Kurtuluş Parkı çıplak dökülmüş yapraklarla
Dilimde bir türkü
Yüreğimde aşk
Bir sigara çekmişim paketten
Kurumuş tütün
Ovalayıp koparmışım ucunda taşan tütünü
Sonra bir kibrit aydınlatan geceyi
Yanınca sigara
Yanmıştım ben de
Aynı banka oturup hep
Aynı dertle
Yaslayıp tüm arkasızlığımı
Göğe dalardı gözlerim
O gökte yağmur damlalarına
O gökte sana
Tütün acı
Gece sancılı
Fırlatırdım sancılardan uzağa
Çok kalmazdı yerde köz
Kalırdı bende yangısı
Tanırdım tüm kaldırım taşlarını
Hangisi sağlam
Bassam hangisi ıslatır paçamı
Hiç görmeden insanları
Bulurdum Sakarya’yı
Sazlar çağırırdı
Türküler
Bir dostla buluşma telaşı
Her türküde yağardı
Gözlerimden yüreğime bir yağmur
Her kadehi öperdim sen diye gizlice
Kahredip geceye güne
Yağmur yağardı Ankara'ya
Havada pus mu pus
Yağmur yağardı utançla
Sinsi namuzsuz
Anı taşlara basardım dönerken
Aynı kaldırıma anlatırdım hasreti
Dilimde bir devrim türküsü
Yürüdükçe dönerdi Neşet'e
Yine Kurtuluş Park'ı
Yine aynı bank
Yine o tütün acısı sigara artık bakılmaz göğe
Ayakucumda düşmüş bir serçe
Benden ürkek gecede
Uzanmıştım ıslak
Dokunmuştum korkak
Ellerimden de titrek
Sokup da montumun içine
Kaybolmuştum gecede
Serçe korkmuştu göğsümde
Ben korkmuştum ölecek diye
Türkü söylemedim
Yüreğini duymam diye
O da ses etmedi bırakır gider diye
İşte o gece
Yüreğime yerleşti o ürkek serçe
Ne gitti beni yalnızlığa bırakıp
Ne ben bıraktım
Yüreğimde çırpınışı
Anlatmadım Ankara
Düştüğüm o kaldırım taşlarını
Kalktığımı
İsyan edişimi
Bir serçeyle dirilip
Yeniden sevişimi
Çok yağmur yağdı sonra
Bulutsuz kirpiklerimden kaldırımlara
Çok dostu gömdüm Karşıyaka’da
Ne zaman yağmur yağsa
Serçeler düştü sol yanıma
Bu gece yağmur yağıyor Ankara’da
Göğsümde bir serçe uyanmış
Yağmur yağıyor yağmur
Öyle sicim gibi değil
İntizar hani
Vazgeçmiş kendinden
İstemsiz düşmüş buluttan
Sahipsizdi
Çıktım sokağa
Göğsümde serçe
Yürüdüm suların yalnızlığında
***
