Ölümüne Mücadele / Necla Polat Hasbutcu

Necla Polat Hasbutcu -ÖLÜMÜNE MÜCADELE 
Advert

DENEME - 19-10-2025 23:50

ÖLÜMÜNE MÜCADELE 


Ne kadar koşarsan koş, ölüme çıkıyor yollar...

​Hayat, insanlığa sunulmuş en büyük ironidir. Sürekli bir ileriye atılış, bitmek bilmeyen bir hız ve yetişme kaygısı... Koşarız; bir kariyer basamağına, bir sonraki maaşa, daha büyük bir eve, daha derin bir sevgiye, daha kalabalık bir onaylanmaya koşarız. 

Oysa tüm bu koşuşturmanın arasında, kendi kalbimizden fısıldanan o soğuk, yalın gerçeği işitiriz: "Ne kadar koşarsan koş, ölüme çıkıyor yollar..."

​Bu dize, sadece şiirsel bir sitem değil, tüm felsefi düşünce tarihini özetleyen çarpıcı bir hükümdür. Bizi durmaya, soluklanmaya ve en önemlisi yolculuğun amacı üzerine yeniden düşünmeye davet eder.

Koşu, yani yaşamın çabası, kendi içinde bir değer taşır. İnsan, anlam arayışında koşmak zorundadır. Ancak koştuğumuz her yol, zamanın ve mekânın ötesinde tek bir kesinlik noktasına bağlanmıştır: Ölüm. 

Bu kaçınılmazlık, bir duvar değil, aksine hayatın sonsuzluğa doğru uzayan bir koridor olduğunu kanıtlayan son perdedir.
​Koşunun en büyük yanılgısı, varış noktası ile ilgilidir.

Bizler, o anlama ulaşınca o başarıyı yakalayınca "tamamlanacağımızı" sanırız. Oysa bu yolun tek gerçek varış noktası, tüm hedefleri hükümsüz kılan ölümdür.

Ölümün bu evrensel eşitliği, bize hayatımızdaki öncelikleri acı bir netlikle sıralar. Koşarken yitirdiğimiz küçük anlar, yanımızdan hızla geçip giden insanlar, ertelediğimiz o basit mutluluklar... 

Ölüm, bu hepsi için zamanın dolduğunu işaret eden evrensel bir düdük gibidir. Koşucunun hızını değil, koşarken bıraktığı izi sorgular.
​Peki, bu kesin son bizi umutsuzluğa mı sürüklemelidir? 

Tam aksine. Varoluşçu düşünce, bu kesinlikten güç alır. Madem ki son bellidir, o halde yaşamın değeri, o sonun kesinliği içinde kendimizi nasıl var ettiğimizde gizlidir. 

"Ölüme çıkıyor yollar" gerçeği, bize yaşamı daha yoğun, daha bilinçli ve daha içten yaşamamız için bir zorunluluk sunar. Koşumuzun rotasını değiştiremeyiz; ama koşumuzun niteliğini değiştirebiliriz.

​Koşmak: Hırstan, rekabetten ve korkudan kaçmak için yapılan bir eylem yerine;
​Koşmak: Meraktan, sevgiden ve deneyimden yana yapılan bilinçli bir seçim haline gelmelidir.

​Sonuç olarak, yolların ölüme çıkıyor olması, hayatı anlamsızlaştırmaz; tam tersine onu sonlu kılarak anlamla doldurur. Koşumuzun istikameti üzerindeki bu metafizik gerçeklik, bize bir kez daha anımsatır: Hayatın kendisi, varış noktası uğruna harcanacak bir araç değil, tadına varılması gereken tek ve biricik yolculuktur. Ve o yolculuğun sonunda, bizi bekleyen sadece bir son değil; ardımızda bıraktığımız koşunun bizzat kendisidir.

***

 
Editör: Ümmügülsüm Hasyıldırım

Günün Diğer Haberleri