MOSTAR KÖPRÜSÜ
Mostar Köprüsü, Türk'ün batıdaki izi.
Ne zaman baksam yüreğimde bir sızı.
Neretva'ya göz kırpar gönlümün yıldızı.
Yemyeşil sularıyla nasıl da akar nazlı nazlı!
Asırlardır gözyaşı döker,
Türkiye'ye sitemli bir rüzgâr eser.
Yıllar bitmeyen özlemle geçer,
Ama Türk izi her yerde kol gezer.
Yıkılmıştı Hırvat tanklarıyla,
Neretva'ya düşen taşlarıyla.
Kemikleri sızlamıştı mimarı Hayrettin'in.
O madem barışın simgesiydi,
Yıkanlar hangi şerefsizlerdi?
Yıktıranın da yıkanın da amaçları belliydi:
Türk izlerini yok etmek emelleriydi.
Yine Türkler onarıp yapacaktı.
Başka eller değmemeliydi!
Her taşı Türk'ün bir hücresiydi.
Canları, kanları Neretva'ya döktüler.
Ellerini ovuşturup keyifle güldüler.
Bir şeyi hesaba katamadılar, gafildiler.
Suya düşenler taş değildi, bilemediler.
Şehitti, her biri göğe yükseldiler.
Kanlarında boğulacaklarını akıl edemediler.
Türk izlerinin silinmesine geçit vermediler.
Dile gelse de Mostar, kapılarını açsa;
Acılarını, sevinçlerini anlatsa;
Nice sevdalara konu olsa,
Barış güvercinleri havada uçsa,
Savaş hiçbir zaman olmasa.
