Kabak Kızartması / D. Sare Nur

Yazan: D. Sare Nur -KABAK KIZARTMASI
Advert

DENEME - 19-10-2025 14:54

KABAK KIZARTMASI

Taşınmak gerçekten zorlu bir süreç.
Eşyaların tek tek kolilenmesi, üstlerine neler olduğunun yazılması, yorganlar, yastıklar, giysiler, çocukların kıyafetleri, mutfak malzemeleri... Hepsine ayrı yer bulunmasını geçtim, alıştığın bir düzenin ortadan kalkması insanın konfor dairesini bozuyor. Her ne kadar Sinan Canan, "Konfor insanı çürütür. Her iki yılda bir taşınmak insan beynini harekete geçirir, motorize eder.” dese de çocukları da olan bir ev hanımı için ciddi bir efor, epey bir emek...

20 yıllık evlilik hayatına 6 şehir, 15 ev sığdırmış biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Çünkü her gittiğimiz ev, diğerine göre daha çok yığılmış ve birikmiş oluyor. Hele bir de “Bunu atmayalım, bu evde lazım olmadı ama başka evde lazım olur belki…” düşüncesi var ki hepten insanın elini kolunu bağlıyor. Ev sahibi olsan taşınma işi tamamen bitiyor mu? Hayır. Pek çok sebeplerle taşınmak zorunda kalınabiliyor yine.

Evin ve düzenin değişmesi, insanı bazı tedbirler almaya zorluyor. Daha pratik düşünüyorsun, neyi nereye koyarsam daha çabuk bulurum tarafını geliştiriyorsun. Ki özellikle yeni eve ilk gittiğinde yemek ihtiyacı en büyük sorun. Dışarıdan alsan bir sürü para. Evde bir şeyler yapayım desen ne nerede bilmiyorsun. Biz de bunun için acil eylem paketi uygulaması yapmıştık mesela. İlk gittiğimizde hemen ihtiyaç duyacağımız malzemeleri (çaydanlık, bir tane tencere, birkaç tabak, bardak, çatal, kaşık, tuz, şeker, biraz yağ, salça, tarhana gibi..) bir kutuya koyduk. Üzerine de acil diye yazdık ve yanımızda bir yerde tuttuk. Diğerleriyle karışmasın diye. Ama bu dediğim, belli bir taşınma tecrübesi edindikten sonra oldu.

Hangi taşınmamızdaydı, hatırlamıyorum. Yeni taşınmışız, her yer her yerde. Oturacak yer bile yok neredeyse. “Karnımız acıktı.” demeye başladı çocuklar. Ne yapsak ne yesek diye düşünürken kapımız çalındı. Hiç alışkın değiliz böyle bir zamanda kapımızın çalınmasına. Kim acaba diye birbirimize bakıyoruz. Sonuçta yeni taşınmışız, daha eşyaların indirilmesi az önce bitmiş. Bakalım dedik kimmiş. Kapıda bir hanımefendi. Candan ve sıcak bir gülümsemeyle, elinde bir tepsi bekliyor. “Kusura bakmayın." dedi, “Rahatsız ediyorum ama daha yeni taşındınız. Acıkmışsınızdır, düzeniniz yok. Lütfen kabul edin.” dedi. Ben o kadar şaşırdım ki. Onca şehir, ev değiştirmişim, onca insanla muhatap olmuşum, ilk defa böyle düşünceli bir hareketle karşılaşıyordum.

Ağzımdan zar zor, “Çok teşekkür ederim, zahmet olmuş size." çıktı ama cidden başka bir boyuttaydım sanki. Tepsiyi aldım, içeriye geçtim. Orta boy bir tencere içerisinde mercimek çorbası, bir orta kase yoğurt ve kabak kızartması... Kaşığı, çatalı, tuzu, limonu da koymuş. Ben daha da çok şaşırdım. Çünkü haydi çorbayı pişirirsin de kabak kızartmak daha bir üst zahmet gelmişti bana. Yüzümüzde tatlı bir tebessümle o sofrayı yedik ama, ömrümüz boyunca saklayacağımız bir anımız, hatıramız olmuştu.

Ondan sonra bizde de, yeni taşınana yemek götürelim farkındalığı gelişmişti. Her ne kadar o evde, taşınma hayatımızın en kısa zamanını geçirsek de (üç ay) o apartmandaki komşuluk ve o zarif hareketli komşumun zarafeti, ayrı bir tat katmıştı. Çünkü yerleştikten sonra da baktım ki apartmandaki yaşlı ve yalnız teyzeye de sırayla yemek götürüyorlardı.

Artık ne zaman kabak kızartması yapsam hep o güleryüzlü komşum ve o apartman gelir aklıma. Sevgiyle gülümserim.

***


Editör: Seher Uslu

Günün Diğer Haberleri