İÇİMİZDEKİ HUZURSUZLUK
İçimizdeki bu huzursuzluk neden geçmiyor, neden bu dünyanın muhteşem lezzetleri elimizin altında iken tat alamıyoruz?
Hava bedava, su bedava, bakmak, nefes almak bedava… Yediklerimizi sindirmek, duymak, dokunmak, hissetmek…
Allah’ın insanlara sunduğu bu sonsuz nimetler karşısında minnet duymamız gerekirken birbirimize hayatı zehir eder hale geliyoruz.
Nedir bu iç sıkıntısının sebebi?
Geçmişin kapanmayan yaraları mı?
Yoksa geleceğin bilinmez korkuları mı?
Belki de yanı başımızda yankılanan acıların, savaşların, yoksulluğun yankısıdır içimize çöken. Dünyanın bir ucunda ağlayan bir çocuğun gözyaşı, bir annenin yitirdiği evladının ardından yaktığı ağıt göğsümüzün orta yerine sessizce işliyor belki de.
Kalplerimiz yorgun. Ruhlarımız fazlaca kirli. Zihinlerimiz gürültüyle dolu. Sessizliğin anlamını unuttuk. Sevgiyi koşulsuz yaşamayı, paylaşmayı, affetmeyi… İçimizde iyilik çığlık atarken biz kötülüğe sessiz kalıyoruz. Belki de huzursuzluk, vicdanımızın sesidir; yıllardır bastırdığımız, duymaktan korktuğumuz o derin ses.
Kim bilir…
Belki de huzur sahip olduklarımızda değil, neyi paylaştığımızdadır.
Belki de mutluluk kalabalıklarda değil, içimizdeki en sade niyettedir.
Ve belki de Rabb’imiz, en büyük huzuru en büyük arayışın ardına saklamıştır.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
