GECEYE SERENAT
Gecenin koynunda yatarken insanoğlu,
Güneş batar, yıldızlar sağılır gökyüzünden.
Nice gözleri kapatır kömürden elleri,
Dolunay vururken gecenin saçlarına,
Bir cümle düşer, dorukların avuçlarına.
Gizeminde açar rengârenk çiçekler,
Uzak vadilerde barınır hayvan ve böcekler.
Issız kaldırımlar serap misali,
Köpek sesleriyle bozulur derin yalnızlıklar,
Arabalar akar gider, canlıdır barınaklar,
Tabiatın yüzünde grinin düşleri,
Yolcular geçerken kara geceden.
Adı gece!
Soyadı karanlık!
Kuytuları görülmez, sırlarla doludur,
Nice depremler olur gecenin gizeminde,
Gül yanarda dal kırılır,
Nice sevgiler yeniden doğar külünden,
Nice yiğitler şehadete yürür rüyâlarında,
Nice dualar gül kokar, Hz. Muhammed gibi...
Nice geceler yaşanır ölümden beter.
Bülbüller figandadır, güller uykuda,
Aşkın cemresinde uyanır tüm duygular,
Yanar evlerin bir bir lambaları,
Yollar karadan tül misali kıvrılır,
Uzayıp gider her günün gecesinden,
Kara saçlarıma çiğ düşer bazen,
Duyarım rüzgârın soğuk nefesini,
Gül yanar, mermer çatlar sessiz gecelerde,
Bir ney sesinde ayaklanır cümle tabiat
Birden bir şafak yükselir güneşin cümbüşüne,
Ben, yorgun savaşçı!
Sen, zavallı, utangaç serçe!
Hikâyeler anlatır bir yaşlı amca.
Yanında bir bardak çayı, yudumlayan yabancı,
Balıkçılar dönerken deniz seferinden,
Martılar uçarken sonsuzun kucaklarına,
Dalgalar okşar güneşin altın saçlarını,
Yaşamak ne güzel şey,
Ölüm olsa da tek gerçek,
Güneşin ellerinde ısınmak ne güzel şey!
