EVRENİN KÜRTAJ MASASI
sancılarla kuşatıldım bir zaman
ondan mıdır kısıtlandı yarınım
sen sırdaşım
sen yandaşım
sen karım
ve sen
yokluğumla sarmaş dolaş
ısırgan otlarıyla büyüyen
kırılgan çocuk
uzatın ellerinizi uzatın çabuk
işte ip işte zincir işte kelepçe
yılan dişli kırbacım da var
dövün beni sorgusuz
dövün doyana kadar
kaygan gözlerinde
yürüyorum baharın
acılara basmadan
olabildiğince dingin ve sessiz
bekaretini koruyan
gonca kız duyarlılığında yüreğin
sensizlikçe kimsesiz
kaygan gözlerinde yürüyorum baharın
martı çoktan geçmişim
kedi çığlıklarıyla
yağmur yağmur dökülmüş
mayıs bahçelerine nisan ellerim
gönlümde açamadan solmuşken
haziran çiçeklerim
kime sığınmak olası
ihanete kurban etmişken bir kez
o ilk ve son yazı
uluyorken kapımda
kış uzun uzun
hesabı kimden sorulacak
soysuzluğa alıştırılmış
bu soylu ruhumuzun
kaygan gözlerinde yürüyorum baharın
nar çiçeği boyutunda
gönlümde gövermişken adın
barışıkken sevgimle
sevinin sevecen eli
sorgusuz güvenceme doladım
şiirselim sandığım yılan bedeni
yeter sorgulamayın
nedensizim
yanıtsızlık tek yanıtım
içimin susuz denizlerinde
dip derinliğini aşmışken adım
olasılık
olmazlıkla döllenmiş
sevgi utanca aday bebek
yürekte ceninleşmiş
yatırılmışım
evrenin kürtaj masasına
aldırmayıp dizelerin
tanrısal yazısına
sevgimi neşterlediler
sevgiyi bilmeyenler
artık korkun
koparın dilimi
yatırın güneşe
kurusun dudaklarım
kırın kalemimi
konuşturmayın razıyım
bu denli iğrenç ihaneti
elbet gözlerim de tükürür
akreple karşılaşmasın insan
çaresiz biri ölür
sancılarla kuşatıldım bir zaman
bundan mıdır
yasaklandı yarınım
sen yandaşım
sen sırdaşım
sen karım
kaygan gözlerinden
düşüyorum baharın
