Cehalet En Büyük Karanlıktır / Aydın Hanzala

Yazan: Aydın Hanzala -CEHALET EN BÜYÜK KARANLIKTIR
Advert

SÖYLEŞİ - 13-08-2024 23:41

CEHALET EN BÜYÜK KARANLIKTIR

"Cehalet, tıpkı gece gibi bütün güzelliklerin üstünü örter. Gözün görme yetisini, aklın düşünme eylemini yok eder. Çirkinlikler hayat bulur ve rağbet görür. Temel ihtiyaçlar değişir, tüketim çılgınlığı özgürlük kazanır. Hayat, karanlıklara sahne olurken, özgürlüğün adı fütursuzca yaşamak olur... 

Buna mukabil doğru bilgiler, doğru düşünceler; sabah güneşi misali bütün, herşeyi aydınlığa çıkarıp uyandırır. Okumak, öğrenmek, bilgi edinmek, düşünen her aklın temel ihtiyacıdır." diye düşünüyordu Sürmelay.

Günün, doğanın güneşe ihtiyacı olduğu gibi insanın da aydınlığa ihtiyacı olmalı. İnsan bu ihtiyacı hissetmeli ve güneşe doğru yol alabilmelidir.

Aslında her insan ihtiyaç duyduğu şeye yönelir.

"Neye ihtiyaç duyuyoruz? Gerçek anlamda ihtiyacımız olan nedir?"

Bu soruyu kendi kendine sordu Sürmelay.

Karanlığın dibine düşen hangi insan gerçeği görebilir ya da gerçek ihtiyacının ne olduğunu bilebilir?

"Hayat soluksuz bir yürüyüş iken yaşam yolu anlamsız olamaz... Aydınlığa, anlam deryasına çıkan bir yol olmalı." diye düşündü Sürmelay.

Bilginin, teknolojinin hızla geliştiği bu çağda, bu kadar cehalet, bu kadar karanlık, bu kadar güneşsizlik düşündürücü olmalı... Yaşadığımız çağ, aydınlıktan karanlık üreten bir çağa dönüştü. Aydınlıktaki karanlık, varlığını İhtişamla sürdürmekte...

"İnsan bütün karanlığın ya da aydınlığın temel sebebidir. Aslında her insan aydınlık yayan bir güneş olabilecek potansiyele sahip olmakla beraber, koyu bir karanlık olma potansiyelini de barındıyor." diye söylendi Sürmelay.

Daha sonra Kur'an-ı Kerim'i açıp Tekvîr suresini okumaya başladı ve 26. Ayete geldiğinde durdu. Beyninde şimşekler çaktı.

Sure, kıyamet sahnesini anlatıyordu ve 26. ayet ile bir soru sorarak insanı düşündürmeyi ve ona farkındalık kazandırmayı amaçlıyordu.

"O hâlde (ondan yüz çevirip) Nereye gidiyorsunuz?" Sürmelay düşündü; "Nereye gidiyoruz, bu karanlık bizleri yok ediyor. Bizleri birbirimizden habersizleştiriyor. Birbirimizi görmez olduk. Bu halimiz, bu zihni yapımız bizleri yok oluşa sürüklüyor." diye söylendi kendi kendine.

Anlaşılan o ki zihinlere güneş doğmadığı müddetçe bencil, hedonist bir yaşamın zindanından kurtulamayız.

"Sadece bedene çalışan birer makinaya dönüştük.

Bedenimize, fiziğimize verdiğimiz ehemmiyetin acaba yüzde kaçını ruhumuza, yüreğimize, zihnimize veriyoruz?

Aklımızın, ruhumuzun, yüreğimizin açlığını görmezden gelip o ihtiyacı bedenimizi fütursuzca beslemekle gidermeye çalışıyoruz. Fakat beden doymuyor, doyuramıyoruz çünkü..." dedi ve sustu Sürmelay...

Editör: Ümmügülsüm Hasyıldırım 

Günün Diğer Haberleri