Bekleyişin Rengi Şimdi Yeşildi / Yadigar Uyar Özyapan

Yazan: Yadigar Uyar Özyapan -BEKLEYİŞİN RENGİ ŞİMDİ YEŞİLDİ
Advert

ÖYKÜ - 25-05-2024 18:49

BEKLEYİŞİN RENGİ ŞİMDİ YEŞİLDİ

Baharın taze kokuları, yeşillikler arasında dans ederken, tahta sandalye, ağacın gölgesinde sessizce bekliyordu. Üzerinde rengârenk çiçekler ve bir kadın şapkası ile. Biraz uzakta ise küçük beyaz köpek, mahzun bakışlarla bahçenin ortasında duruyordu. Arif, sevimli köpeğinin başını okşayarak; “Biliyorum sen de özlüyorsun, gelecek bir gün göreceksin” dedi.

Daha dün gibiydi hatırladığı her şey...

Bir sabah, köpeği Duman’la yürüyüş yapmak üzere çıktıklarında, hemen yan bahçede yeşilliklerin arasında, çimenlerin üzerine serilmiş bir örtünün üzerinde oturan bir kadın görmüştü.

Üzerinde beyaz bir elbise, uzun kumral saçları ve ortama uyum sağlamış çimen gözleri ile çok hoş görünüyordu. Köpeği Duman hemen kadının yanına koşmuş, sevimli hareketler yapıyordu. Kadın da gülümseyerek Duman’ı seviyordu. Arif yanlarına giderek; “Kusura bakmayın, herkese böyle sıcak davranmaz, sizi sevmiş belli” dedi.

Kadın; “Yok, önemli değil, çok sevimli” diye karşılık verdi, Arif'in taa iliklerine işleyen o sihirli gülümsemesiyle.

“Ben Arif, yan evde oturuyorum, siz yeni gelen kiracısınız sanırım?”

“Ben de Aylin, evet bir süre buradayım” dedi.

Arif; “Bir ihtiyacınız olursa çekinmeyin, buralardayız. Haydi, Duman, gidiyoruz…”

Arif’in köpeği koşarak geldi ve birlikte bahçeden çıktılar.

Ertesi sabah Arif uyanır uyanmaz yan bahçeye baktı. Aylin, çimenlerin üzerinde sessizce oturmuş, gözlerini kapatmıştı. Bir yandan hafif esen rüzgârın melodisi ile kuşların şarkılarını dinliyor, huzur dolu bir tablo sunuyordu.

Günler, haftalar geçiyordu. Arif, her gün aynı manzaraya bakmaya doyamıyordu. Aylin, her sabah bahçeye çıkıyor, tahta sandalyeye oturup kahvesini içerken kitap okuyordu. Arif, uzaktan onu, sevimli köpeği Duman'la birlikte sessizce izliyordu. Ama hiç yanına yaklaşmıyordu. Zamanla, Duman Aylin’in yanına gitmeye iyice alışmıştı. Aralarında güçlü bir bağ oluşuyordu. Bu sayede Arif ve Aylin arasında yakınlaşma başlamıştı.

Bir gün, sohbet ederlerken isimlerinin anlamı üzerine konuşmaya başladılar. Arif, “Benim adım ‘bilge’ anlamına geliyormuş” dedi gülümseyerek. Aylin de gülerek; “Benim adım ise ‘ay ışığı’ demekmiş. Belki de bu yüzden bahçeyi ve doğayı bu kadar seviyorum” diye karşılık vermişti.

Arif; “Ne güzel bir anlam. Ay ışığı, karanlık geceleri aydınlatır, sen de benim günlerimi aydınlatıyorsun” dedi düşünceli bir şekilde.

Sohbetleri arttıkça aralarında özel bir bağ oluştu, sanki birbirlerini yıllardır tanıyorlarmış gibi hissediyordu. O kadar mutlu günler yaşadılar ki, sonsuza kadar böyle sürecek sanıyordu Arif. Zaman zaman Aylin’in hüzünlü dalışlarını gördükçe içine bir korku düşmüyor değildi.

Ancak bir gün, Aylin, geldiği gibi aniden ortadan kayboldu. Arif, sabah bahçeye çıktığında Aylin'i bulamadı. Sanki yeşillikler arasında oturan, o kadın hiç var olmamış gibiydi. Arif, yaşadıkları şeyin hayal olup olmadığını bile düşündü. Aylin hakkında hiçbir şey bilmediğini, onunla ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadığını fark eden Arif, bir telefon numarası bile almadığı için kendine kızıyordu.

Arif ve Duman, her gün aynı yerde, hüzünle ve umutla Aylin'i beklemeye devam ettiler. Zaman akıp gidiyor, mevsimler değişiyor ama umutları hiç solmuyordu. Aylin'in geri döneceğine dair umut onları ayakta tutuyordu. Beklemek bile güzeldi. Bahçe hâlâ yemyeşildi, bekleyişlerinin rengi, umudun rengi şimdi yeşildi.

Bir sabah, Arif sandalyenin üzerinde duran Aylin’in şapkasını alarak, “Belki de sadece bir hayaldi” diye mırıldandı. Ancak içindeki umutla, bir gün Aylin'in geri döneceğine dair inancını kaybetmiyordu. Bahçe, her zamanki gibi yemyeşil ve canlıydı, çünkü bekleyişin rengi şimdi yeşildi.

Ve bu hikâye, gerçek dünyanın ötesinde, hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir masal gibi, sonsuz bir bekleyişin içinde kayboldu. Arif'in kalbinde yeşeren umut, ona her zaman bir gün Aylin'in geri döneceğini hatırlatıyordu. Beklemek, bazen bir sonuca ulaşmasa bile, bu hikâyeyi yaşamaya değerdi. Bahar yeniden gelirken, Arif ve Duman da her gün aynı yerde beklemeye devam ediyordu, çünkü bekleyişin rengi, umudun rengi hep yeşildi.

Günün Diğer Haberleri