BABAEVİ BAYRAMLARI
Kırılıp döküldüğünde, için acıdığında sığınacağın tek liman baba evidir...
"Şımarma Kontenjanı" diye bir şey varsa eğer, onu kullanabildiğin tek yerdir. Hele ki kimselere nazlanamayacağını, kimselerin de senin kaprisini çekmediğini anladığın yaşlardaysan eğer, kıymeti o zaman çok daha başkadır.
Hayat bu, hepimiz bir yerlerden bir yerlere savruluyoruz. Böyledir bu iş ama gideceğin bir evin varsa mülteci olmadığını anlarsın. İşte o zaman iyileşmen için de umut var demektir.
Pansuman gibidir baba evi... Yaraların sarılır, acıyan yerlerin sevgiyle okşanır. En sevdiğin yemekler yapılır ki, bunu sadece baba evi bilir.
Çocukluk yatağına için acıyarak uzansan bile yine de en huzurlu uykular çektiğin yerdir. Kabuk bağlamamış bir sürü yaran varken, sabahları güzel uyandığın tek yerdir.
Her halinle kabullenildiğin, kimsenin kalbini kırmasına izin verilmediği tek yerdir baba evi...
Affedildiğin, kollandığın yerdir.
Annenin kahvaltı tıkırtılarıyla uyandığın yerdir.
Her türlü kaprisi yaptığın, yaşadığın fırtınaları hesapsızca estirdiğin, kimseleri çekmeye takatinin kalmadığı bir anda susma hakkını kullanabildiğin tek yerdir baba evi...
O ev seni anlar, susar... Sabırla içindeki fırtınanın dinmesini bekler. Çünkü en derininden yaralandığını sadece o ev anlar...
Bütün yaşadıkların senin hatan bile olsa, yüzüne vurulmayan tek yerdir baba evi...
"Dert etme kızım, herkes gider biz kalırız" diyen tek evdir o...
Tam da tutunmaya çalıştığın günlerin ilacıdır işte bu cümle...
İçindeki küçük kız çocuğunu yeniden ortaya çıkarandır baba evi... Yaralarınla yeniden büyüdüğün evdir. Yalnız olmadığını anladığın, tutunduğun, yeniden ümitlenebileceğini hissettiğin yerdir.
Hatırandaki çocukluk kokularıyla, yatağın içine kıvrılıp huzur bulduğun tek yerdir.
Sabah radyodan gelen Türk Sanat Müziği şarkılarıdır. Annenin zeytinyağlı dolma kokusudur. Babandan yadigar çam kokulu traş losyonu kokusudur. Vitrine iliştirilmiş çocukluk fotoğraflarındır.
Ahlarındır, keşkelerindir, umarsızlıklarındır...
Belki de o eski neşeli kahkahalarının yansımasıdır o ev...
Kimselere şımaramazken, kimseler nazını çekmezken, hatta gözünün yaşına bile bakmazken, yeniden o evin küçük prensesi olmayı düşlediğin yerdir baba evi...
En sevdiklerinin geldiği tek yerdir o ev. Annenle içtiğin bayram kahveleridir, kızkardeş terapisidir, bayram misafirleridir…
İyileştiğin, umutlandığın, yeniden başlayabilirim dediğin tek yerdir o ev...
Her yıl baba evine gittiğinde; "Meğer çocukluğum ne güzelmiş" dediğin yerdir... O çocuksu hallerini çoktan unuttuğun halde, çocuk olmayı hatırladığın tek yerdir.
Bayram sabahlarının coşkusunu yaşayabileceğin tek yerdir baba evi... Neşeyle kalkıp anne babanızın yatağına uzanıp yatak sohbeti yaptığın yerdir. Sonra diğer kardeşlerinin o yatağa doluştuğu, ardından kahvaltı şölenine geçiş yaptığın yerdir. Anne reçelleridir, "Her şey geçer yavrum" diyen baba şefkatidir o ev...
Evdeki çocukları organize edip, şen şakrak dans ederek bayram sabahına uyandığın tek evdir baba evi...
Bu bayram, babamsız geçen üçüncü bayramımız bizim... Çok şükür annemin varlığı yine ailemizi topluyor ve biz içimizdeki eksikliklerle yine bayram sabahlarını yaşıyoruz.
Evet, kız çocukları için babanın yokluğu çok derin bir boşluk. Seni üzmeyen tek erkeğin baban olduğunu farkettiğin yaştaysan , onsuz geçen her bayram çok ıssız kaldığını anlıyorsun fakat her şeye rağmen gidebileceğin bir baba evin varsa eğer, iyileşmek için de bir ümit vardır demektir ...
Herkese kendini iyi hissettiği evlerde, kırılmadan, incinmeden, iyiliklerle ve ferahlamış bir kalple geçireceği güzel bir bayram dileğimle....
