ACİL SERVİS
Sedyenin yanında elinden tutmuş bekliyordu. O, yattığı yerden gözlerini ona çevirdi. Yüzündeki derin hüzün, yaralarından daha çok canını yaktı.
“İyi olacağım” dedi.
O, eğildi.
- Yanındayım, şimdi müdahale edecekler. Bunlar geçecek…
Belli belirsiz gülümsemeye çalıştı. O, elini sıkıyordu. Alnına bir buse kondurdu.
Hemşireler sedyeyi içeri aldı. O dışarıda kaldı. Kalabalık kendi telaşında oradan oraya gidip geliyordu. Dış kapıya çıktı. Derin bir nefes çekti içine… Havanın yolculuğunu adım adım hissetti. Geri verdi. Bir başkasını aldı, verdi. Karşısındaki ambulansa dikti bakışlarını…
Kaza yapılan araçtan onu çekip çıkarmış, dışarıda bir yere taşımıştı. Gözlerini açtığında; “Oğlumuz” diye sormuştu.
“O iyi” karşılığında; “Kızımız?” demişti.
- O da iyi.
Derin bir nefes almıştı.
- Ben de iyi olacağım.
Yerinden kalkmaya çalışmış, başaramamıştı.
- Yorma kendini, şimdi ambulans gelir.
- Tamam. Seni dinlemeliydim. Yola çıkmamalıydık..
- Bunları konuşmanın zamanı değil.
...
- Salih geldik biz. Tülin nerede?
- Şimdi içeri aldılar. Müdahale yapıyorlar.
- Çok mu kötü?
- Hayır. Galiba ayakta kırık var.
...
- Ben içeriye bir bakayım. Sen soluklan. Betin benzin geçmiş. Olmazsa önce sana su bulayım.
- Sen içeri bak baba. Ben suyu alırım.
- Tamam, kardeşin de neredeyse gelir.
...
Lavaboda elini yüzünü yıkayıp, çay ocağından şişe suyu aldı. Karşıdaki masaya geçip, sandalyeye oturdu. Şişeyi açıp dikti. Su biraz iyi geldi. Yan masadaki adam; “Çocukları annesiz büyüyecek” diyordu.
Yan gözle masaya göz attı. Adamın karşısındaki kadın ağlıyordu.
İçine bir acı gelip oturdu.
- Ya Tülini kaybetseydik?
Düşüncesi bile zor geldi. Yerinden fırlayıp kalktı. Acile geçti. Kapıları hızla geçti. Babası karşısına çıktı.
- Ayağını alçıya alıyorlar. Şükürler olsun, Rabbim onu bize bağışladı.
Şükürler olsun ile babasına sarıldı. Fısıldayarak konuştu.
- Ya onu kaybetseydik?
- O bizimle!
- Evet, bizimle…
İki gövde öylece sarılı kalakaldı.
...
Editör : Deniz İmre
