Advert
https://www.truvaedebiyatdergisi.com/files/uploads/user/98bd65207ee83bfd17ebb0db971eddf9-b5fc660d4c595e9422fd.jpg
Hilmi Yavuz
Advert

Safa Önal: Hatıra, Şairdir!

17-03-2024 16:19 1960 kez okundu.

‘Ne kadar gamlı bu akşam vakti’! Ahmet Haşim’in dizesi, Safa Önal’la yapılan ‘nehir söyleşi’nin adı. Bana sorarsanız, kitaba, bu müstesna şiirin (şiirin adı ‘Bahçe’dir), son iki dizesi, ad olarak çok daha yakışırdı; ‘Bize bir zevk-i tahattur kaldı/ Bu sönen, gölgelenen dünyada!’

‘Zevk-i tahattur’, evet, Safa Önal,  bize, sadece hatırlamanın hazzından başka bir şeyin kalmadığı bir dünyayı anlatıyor;-her ne kadar,‘nehir söyleşi’yi yapan Yasemin Arpa’ya, ‘hayal etmek çok daha kolay, çok daha keyifli. Hatırlamak çok yorucu…’ dese de!  Doğrudur: Hatırlamak yorucudur, ama haz verici bir yorgunluktur hatırlamak!..

Çok anlamlı bir tevarüd! Bir süre önce Dr. Muhtar Tevfikoğlu’nun Rıfkı Melûl Meriç üzerine yazdığı o kısa, ama çok değerli monografiyi incelerken, onun bir Fransız şairinden alıntıladığı şu sözleri okumuştum: ‘Hatıra şairdir, onu tarihçi yapma!

Dr. Tevfikoğlu, bu sözün sahibi olan Fransız şairinin kim olduğunu söylemiyor. Ama olsun, kim söylemişse söylesin, ‘hatıra, şairdir!’  Her şey bellekte kaldığı kadarıyla gerçek, bellekte kaldığı biçimiyle güzeldir. Yaşananlar çirkin olsa da bellek güzelleştirir onu; gerçek olmasa da, gerçek kılar… Hatıralarını bir şaire dönüştürme ustası Safa Önal’ın anlattıklarını okurken, Baudelaire’nin,  ‘Je sais l’art d’évoquer les minutes heureuses’  (‘Ustasıyım o mutlu zamanları yâdetme sanatının’) dizesini düşündüm. Bu dizenin, Haşim’in ‘Bize bir zevk-i tahattur kaldı’ dizesini ne kadar andırdığını ve elbette, Safa’nın çocukluk ve ilkgençliğinin benimki ile ne kadar örtüştüğünü de!

Safa, bir kaymakamın oğlu;- ben de! Bir kaymakam oğlu olarak onun yaşantısında Avanos’un, Gercüş’ün, Akseki’nin, İznik’in yeri neyse, Biga’nın, Orhangazi’nin, Terme’nin, Şebinkarahisar’ın yeri o bende. Onun çocukluğu, İkinci Dünya Savaşı’nın büyük mahrumiyetlerle yaşanan Anadolu taşrası yıllarıdır;-benimki de! Onun da bir Bursa’sı var, benim de!

Nasıl da benzer hayatlar yaşamışız Safa’yla?

Sadece çocukluk mu, değil elbette. İlk okuduklarımız: ben de Reşat Enis’i ve Hüseyin Rahmi’yi keşfediyorum;- ne tuhaf, Safa da! 1950’li yıllarda Bâbıâli, oradayız ikimiz de! O, Peyami Safa’nın ‘Türk Düşüncesi’nde, ‘Yelpaze’de; ben, ‘Vatan’ gazetesinde çalışıyoruz! İlk gençlik yıllarının o ‘hatırası kalbe ışıklarla dökülen’ serazad ve bohem yılları! Onun da hayatında hikâye, roman elbette ve öncelikle şiir var;- benim de!  Ahmet Haşim, Sait Faik, Özdemir Asaf, Edip Cansever, Tanpınar! Safa, ilk (ve tek) hikâye kitabını yayınlıyor: ‘Dünyanın En Güzel Gemisi’. Önsözünü Peyami Safa yazıyor bu kitabın...

Peki ya sinemalar? O câanım Şehzadebaşı sinemaları!- Millî Sineması, Turan Sineması, Ferah Sineması, Hilal Sineması. İlk gördüğümüz filmler, aynı olmasa bile sinemalarımız aynı Safa Önal’la. Bunlar, çocukluğumuzun sinemaları;  Beyoğlu sinemaları da, yaklaşık aynı tarihlerde girecekler hayatımıza.?

Nasıl da benzer hayatlar yaşamışız Safa’yla?

Ya evlilikler? Aşklarla başlanmış, ama sürdürülememiş evlilikler?

İlk gençlik yıllarımda ben de bir sinema delisiydim (ya da, sevgili Tarık Dursun’un deyişiyle, ‘sinema kuşu’!). Ama Safa benden daha deli çıkmıştır. Yasemin Arpa’nın ‘Safa Önal Kitabı’ na yazdığı giriş yazısında belirttiği gibi ‘dünyada en çok senaryosu filme çekilen senarist olarak Guinness Rekorlar Kitabı’ na girecekti[r]’ İkincilik ise, herhalde, sevgili ve rahmetli Bülent (Oran) Ağbi’yde olmalıdır. Safa, aynı zamanda yönetmendir de; ama yönettiği filmlerin sayısı, senaryoları kadar değildir elbet!

Son söz. Tekrarlayayım: Kitabın adı, ‘bize bir zevk-i tahattur kaldı’ olmalıydı. Doğrudur, akşamlarımız gamlıdır artık, evet ama bizim nesle, Safa’nın nesline, bu dize daha çok yakışır…

Neler Söylendi?

Suna Güngör

2 yıl önce

DİĞER YAZILARI Kayboluş ve Yıkım  Okuma Takıntısı Sevgili Şair Metin Altıok İçin Etiketlenmiş Bulundum ah güzdür güzdür o bulanık defter! Husrev-i Vâlâ-Himem Oruç Aruoba İçin Tarihi Tahrif Etmek ve Popüler Tarih Baba düzyazıdır anne şiir! Ah, Güzdür, Güzdür O, Bulanık Defter! Filozoflar ve Eşekler Üzerine Bir Deneme Okuma Takıntısı Bir Tartışma Üstüne: Pişmiş Aşa Nasıl Su Kattım? ah, güzdür, güzdür o, bulanık defter! Köpek Sosyolojisi: Modern mi, Moda mı? Vicdan, Mülkün Temelidir Elbiselikler Çeviri Şiirler Kaynakçası: Hangi Şiir Kimin?  Dinî Bayramların Ruhaniyeti Niçin Yok Oldu? Yalan Üzerine Bir Deneme Sofra ve İktidar Sigara Nostaljisi Üzerine Notlar Missouri Geldi! Para Üzerine bir Deneme 1950 Kuşağı Üzerine Notlar Canım Kardeşim Oruç Aruoba İçin İnsanoğlu güvende mi?  Anketler ve İdeoloji ‘İstanbul Beyefendisi’ Fethi Naci’yi Anmak Çocukluğumun Ramazanları Sivil Toplum Üzerine Asrîleşme İkonları Kabul Günleri ‘Vicdan, Mülkün Temelidir’ Kıskançlığın Soykütüğü Sorulmaması Gereken Sorular Bursa’da Ben: Çocuk Narkissos ve Yaşlı Dionysos ‘Filozoflar ve Eşekler’ Üzerine Bir Deneme Cemal Süreya Baba düzyazıdır; anne şiir! İşkence ve İşkencenin Tarihi Üzerine Okuma Takıntısı Fragmanlar Yaz İkindileri Haziran! Ayların En Zalimi! Eski Telefon Anıları Felsefe ve Şiir İlişkisi Üzerine Notlar ‘Ah güzdür, güzdür o bulanık defter!’