Advert
https://www.truvaedebiyatdergisi.com/files/uploads/user/7dcf8773e0db912ac8a9bd8914aed99e-a33ec02261f7a359fd34.jpg
Gevher Aktaş Demirkaya
Advert

Hey Onbeşli Onbeşli Ağıtının Öyküsü

23-12-2025 14:55 600 kez okundu.

Türklerin her türküsünde acı bir hikâye saklıdır.  Hey Onbeşli türküsü, hem Anadolu’da söylenen hem de Anadolu dışında da çeşitlemeleri bulunan bir türküdür ( ağıttır)

Yöresi ve türü tartışmalı olmakla beraber sözlerdeki "Onbeşli" vurgusundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi’ne giden ve halk arasında "Onbeşliler" diye bilinen, eski takvime göre 1315 doğumlu ( 1898-1899 yıllarında doğmuş) çocuklar için yazılmış ağıt olduğu; sonradan ritmik bir oyun müziği hâline geldiği dile getirilmiştir. Türkü, ağıt olduğu düşüncesiyle birçok roman, öykü ve hikâyeye konu edilmiştir. Bu türkü için ağıt değil, oturak havası olduğunu söyleyenler de vardır.

Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı ordusunda insan kaybı öyle bir noktaya varmıştı ki Harbiye Nezareti, harp bütün hızıyla sürerken askerleri birkaç günlüğüne de olsa memleket iznine göndermeye gayret etmişti. Çünkü harpte gün geçtikçe daha da artan kayıplar, nüfusun tükenmekte olduğu korkusunu doğurmuş ve savaştaki askerler memleketlerine nüfusu çoğaltmak üzere gönderilmişlerdi.

Yıl 1915. 18 yaşına gelen gençlerin askere gittiği zamanlar. Ancak vatan öyle güç durumda ki yeni bir kanun çıkarılması hâsıl oluyor. Bu kanunla, gücü kuvveti yerinde ve gönüllü olan çocuk yaştaki gençlerin askere alınması kararı veriliyor. Böylece on dört, on beş yaşındaki gençler de İstiklal mücadelesine katılabilecekti.  

Tokatlı Halil de bu genç yüreklerden biriydi. Yanındaki 14 -15 yaşında birçok çocuk da ona emanet ediliyor. Bir daha kavuşamayacaklarını bildikleri hâlde kına yakıp gönderiyor anaları.  Ne acı ki Halil, Çanakkale’de çarpışırken anası Rum çeteleri tarafından öldürülür. Genç yüreğinin sevdiği güzeller güzeli sözlüsü de kaçırılır. Türkünün aslı budur. Acı gerçeklerin ağıtla yakılan çığlığıdır. Düşünürken bile insanın yüreğinin derinden yandığı ıztırabın çığlığıdır.

Onbeşliler, aynı dönemdeki Çanakkale ve İstiklal Harbinde de sayısız çocuk, vatanı savunmak için can verip şehit olur. Öyle ki bütün öğrencileri şehit düşen Konya- İzmir liseleri 1915'de tek bir mezun bile veremez. İstanbul Tıp Fakültesi, eski adıyla Darülfünun Mektebi Tıbbiye'nin de Çanakkale destanında yeri apayrıdır.

1915’de Darülfünun'un 2500 kadar birinci sınıf öğrencisi okulunu bırakarak Çanakkale’ye koşar. İki tümen hâlinde Çanakkale’ye gelen öğrenciler, Anzak baskınında şehit olurlar.

1921 yılında hiç mezun vermeyen Darülfünun siyaha boyandı. Çanakkale Cephesi şehit kanlarıyla sulanmış gelincik tarlası gibiydi. İngilizler, şehit olan gençlerimizi, “çiçeğin tomurcuğu” vakti gelmeden solan gül goncasına benzetiyorlardı. Çanakkale Cephesi ölüm kusuyordu.

Cephede meydana gelen boşlukları doldurmak için diğer cephelerden asker getirilemediğinden en yakın çevreden başlayıp 15 yaşın üstündeki eli silah tutan bütün gençlerin gönüllü olup olmadığına bakılmaksızın, Çanakkale’ye sevk edilmeleri alışılmış, normal bir hâle gelmişti. O günler öyle acı günlerdi ki köyde kasabada erkeğin kalmadığı, gücü kuvveti, boyu posu yerinde her erkeğin asker olduğu, asker olmak zorunda kaldığı günlerdi.

Kadınlar ve küçük çocuklar da Mehmetçiğe geriden destek vermeye çalışıyor, kimi kızlarımız Mehmetçikle omuz omuza düşmanla çarpışmaya giriyordu.  İşte bu türkü (ağıt) Çanakkale destanını yazan civanlarımızın ağıtıdır.

Hey onbeşli onbeşli / Tokat yolları taşlı / Onbeşliler gidiyor /Kızların gözü yaşlı / Aslan yârim kız senin adın Hediye /Ben dolandım sen de dolan gel beriye / Fistan aldım endazesi on yediye / Gidiyom gidemiyom / Az doldur içemiyom / Sevdiğim pek gönüllü /Koyup da gidemiyom.

Bu türkünün ilk ses kayıtları, Feryadi Hafız Hakkı Bey’e aittir. 1927 yılında taş plak kaydıyla Muzaffer Sarısözen başkanlığında Ankara Devlet Konservatuarı tarafından 1943 yılında Tokat’ta derleme kayıtlarıdır.

Türkü 1970 li yıllarda Nida Tüfekçi tarafından seslendirilerek TRT repertuarına girmiştir. Kerkük, Kırım gibi coğrafyalarda da çeşitlemeleri vardır. Her biri türküye yeni sözler eklemiş, ezgisi o yerlerin motiflerine bürünmüştür.

Bu vatanı, canları ve kanlarıyla koruyup bize yurt yapan şehitlerimiz mekânlarınız cennet olsun.
Nur içinde uyuyun.

*Kaynak: Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Tarih Araştırma Merkezi Arşivi.

***

Editör: Nüzhet Ünlüer 

Neler Söylendi?