YOKLUĞUNA NASIL DA YANDIM
Uğur böceği kanat çırpıyor bahar gelişinin sevincine.
Cemreler düştü düşecek toprağın kalbine,
Akar sular coşkuyla karlı dağlardan gelecek,
Rüzgâr eriklerin döşüne vurdukça açacak çiçekleri,
Baharın serin iklimine silkenecek börtü böcekler,
Rengârenk kelebekler yağmur Damlasında hayat bulacak.
Saçların savrulurken gecenin esintisinde,
Aşkla öpülecek lavanta kokulu her bir zerrenden senin!..
Zambaklar renk cümbüşüne bürünecek,
Meleyecek körpe kuzular,
Leylekler dönecek köyümüze,
Yuvalar şen-şakrak kuş sesleriyle dolacak,
Taptaze uyanış başlayacak Tarlalarda.
Ekinler göverecek,
Yüzler gülecek doğan güneşe.
Çocuklar uçurtmalar salacak, göğün mavisine.
Ben uzaklardan baharın aşkıyla kavrulacak,
Özlemler çıldıracak vuslata ermeden!..
Ah! Bir de yanı başında
Olabilsem, sarılsam beline,
Tutuşsak el ele, dolaşsak yemyeşil vadileri,
Mutluluğun dudak kıvrımlarında uyansak,
Yeditepe kırlarında koklaşsak,
Kurtuluş sokaklarını adımlasak sevdalı türkülerde.
Kürek sallasak Marmara'nın Masmavi sularında göz göze,
Emirgân’ın görkeminde Demlensek şafağa dek.
Susamlı çıtır simitlerinde çay Keyfine demir atsak.
Hayallerden öteye gitmeyen senli düşlerim.
Gurbet akşamlarının Sensizliğinde nasıl da yandım ben!..
Editör: Dilek Tuna Memişoğlu



















