SUSÇA
Unutulmuş dillerde
Yazılmamış şiirler
Tadılmamış düşler anlatıyorum
Silinir korkusunda ürkek
Susuyorum sonra
Ne bilsin
Şiire vurulmayan
Günde şaşkın
Geceye sarılmayan
Susça
Susça diyorum adına
Öyle çok ki harfleri
Öyle çok ki düşleri
Her susuşta değişir öyküleri
Kah dağ başında yanmış ateştir
Türkülerin harında
Köroğlu olur sırtında kopuz
Elde topuz
Koçero'dur
Göğsünde çapraz fişek
Yazılmamış destandır hayına
İsyandır
Kentlerde
Barikat olmuş sokaklarla
Sevdadır
Söküp almış
Sarmış sarmalamış
Fabrika vardiyası
Okul zilidir çalmış
Ve şiirdir
Saçlarının her bir teline yazılmış
Sinmek sanma
Susmak dediysem
Sözlere kıyamamak benimki
Yakışmaz korkusunda sevdaya
Gülmek hoyrata
Dağlar gibi durup
Zalimin suratına
Sevda yağan yağmurda
Islanıp da usulca
Dokunduysa sana
Yazarak dövüşmektir
Silinir diye sözler
Özlere saygıdır
Susça
Anlatsam bu dili
Ölürken salgınlarda
Açsa
Yalnızsa yoksullukta
Ölüyor
Öldürülüyorsa kadınlar
Ağlıyorsa susarak çocuklar
Hıçkırığı karnında bir taş kadar soğuksa
Öğrenirdin sesimi
Sanma korkmuş zalimden
Sancıyı bilemektir
Susça
Seslensem
Duyar mısın
Titrer mi yüreğin benim gibi
Oturmuşum
Yüreğimde sevda
Ceplerim hasret dolu
Anlatsam anlar mısın
Sözler saklamışım sahibini bulmamış
Kendi dilimde mazlumlar çığlığında
Susça
Salmışım ya
Düşleri dört bir yana
Sussam duyar mısın
Kırılır paslı menteşelerin
Dökülür liğme liğme
Karası gecenin
Ama unutma
"Susça" isyandır aslında
Durmak mezar başında
Topraktır kanamış tırnağında
Ağlamak her ananın gözyaşına
Öğrenme bu dili
Yüreğin korkaksa kavgaya
Editör: Suna Türkmen Güngör



















