SUNA TÜRKMEN GÜNGÖR’ÜN “AŞIK MAHZUNİ ŞERİF: BERÇENEK’TEN YÜKSELEN TÜRKÜ’’ YAZISI ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
Kışın sert rüzgârın, yazın sıcak yelin kavurduğu; genelde ağaçsız, gözü yormayan, uçsuz bucaksız kurak stepler…
Toprak damlı yorgun evler…
Engelsiz muazzam bir gökyüzü, insana yakınmış gibi duran seyyareler… İklimin, kurak tarımın, meşakkatin yoğurduğu esmer yanık tenli, çatlak derili kocaman ablak elli insanlar…
Necip Arap milleti, Tebaa-ı Sadıka ermenileri, Rumeli’nin Evlad-ı Fatihân’ları, yanısıra İmparatorluk bakiyesi Anadolu’da Ekrâd ve de Etrâk-ı bi-idrâk bedevî Türkler… Resmi dil Osmanlıca…
Türkçe-Farsça-Arapça karışımı entelektüel dil. Enderun'da, saray bürokrasisinde yeterli temsili almamış, saraydan ötelenmiş kavruk insanlar değirmende, hayvan pazarlarında, peynir-yağ alışverişlerinde, toylarında, obalarında Türkçe konuşur idi. Bu en ihmal edilmiş coğrafyanın buğday çorbası, zerdali hoşafla beslenmiş ablak yüzlü, iri elmacık kemikli, geniş omuzlu, kendini çok ele vermeyen yüz kaslı insanları, Anadolu ihtilalinin ve de Türkçe'nin isimsiz kahramanlarıdır. Herşeye karşın bir toplumu geçmiş bağlarını da hatırlatan, var olanı ayakta tutan, geleceğe taşıyan bir kültürü (destan-masal-mani-ninni-türkü-geleneksel tiyatro vs.) olmalıydı. Yoksa yarınlara sarkamazdı. Pir Sultan Abdal, Nesimî, Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Aşık Mahzunî Şerif vs… Hep bu var olmak isteyen kültürü var eden, Türk’ü Türkçeleştiren, muazzam denizi besleyen ana damarlardır. Ulus yaratma ve ulus olarak kalma istenci, duvarının önemli kilit taşlarıdır. Suna Türkmen GÜNGÖR’ün ‘’Aşık Mahzunî Şerif: Berçenek’ten Yükselen Türkü’’ inceleme-biyografi yazısı; bize Orta Toroslar’ın Anadolu’ya bakan yüzünden
Anadolu iç bozkırına doğru gürül gürül bir sesle, bozlak gürlüğü ile yanıtlanacak, sesi bezeyen, güzelleştiren, besleyen saz tınısına taşıdı. Anadolu kiliminin en güzel rengini, motifini bize sundu. Güzel Türkçeden yana tarafını belirledi. Hakir ve bakir görünen bu topraklar, sanılanın aksine ateşin külünde közünü saklaması gibi bakırcı-kazancıdan Diyarbekirli Bedih gibi Balet Mazlum gibi halkın gözünde sıradan insandan değişimi Cumhuriyetin başarısı olarak algılanmalıdır.
***



















