SAHNEYE FISILDAYAN KADIN
Göz kamaştırıcı ışıkların içinden geçen
sahnedeki kadın
sessiz, dolunaya fısıldıyordu,
yağmurun çıplaklığına serilen yalın ayakları ile.
Elinde tuttuğu rengarenk balonlara,
gülümseyen arılara bakıyordu.
Kara güller büyüyordu beslenen tohumlarda, şelaleye dönen eflatun bahçesinde.
Her şeye rağmen acıdan çok neşeye boğulan bebeğin sesi yankılanıyordu,
güneş açan vadide süzülerek,
bir kelebeğin naifliğindeki incelik kadar
hafif ve dingin.
Sahneden geçiyordu kadın,
maviye boyanan kara kuyuya atılan taşın
yine ses vermeyeceğini bilerek.
Karşıda duran sandıktan çıkartılan
naftalinli mendiller ve düzine dolusu bebekler;
Güne düşman, geceye aşık,
yıldız tozlarının parlaklığında dans ederek
mutlu olan.
İksiri içen dolunay sessiz…
İyiliğin hangi limanda beklediğini söyleyen,
sahneye fısıldayan,
var olan kadın ise kararlı,
gülümseyen hep gülümseyen...
Editör: Gülçin Granit




















Suat çetiner
Bazen derinliğin kulaç sayısıyla ölçülen standart görüntülerini veririz hayata. Bizi mutlu eden sadelik için fazla güç harcamayız oysa yazmak standart dışıdır üçüncü boyuta geçiştir. Siz kaleminizi gün be gün güçlendirerek gezgin kalemin yaramazligini paylaşıyorsunuz teşekkür ediyorum zevkle okuyorum yazdıklarını 1 yıl önce