PARMAKLIKLAR ARDINDA
Yüreğim tutuklu, ceza müebbet;
Savcı bey, kalemi kırma ne olur!
Ömrümde son demler, gelir akibet,
İyi hâlden bul da kıyma ne olur!
Gizliydi sevdamız, nasıl buldunuz?
O muydu söyleyen, kime sordunuz?
Ellere kelepçe, takıp durdunuz,
Parmaklık ardına, koyma ne olur!
Jandarma, polisi siz mi saldınız?
Takibi dikkatle güne daldınız.
Sevmeyi ne ara suça saydınız?
İddianameyi yazma ne olur!
Saçından söz etme, kimse bilmesin,
Adını nakletme, dile gelmesin.
Mahkeme salonu, sakın görmesin,
Sorguda üzmeyin onu ne olur!
Gönlü düşse de haberi yoktu,
Benim yüzümden bu hâllere düştü.
Dilleri tutuldu, gözler yaş yükü,
Tutanak, imzaya yorma ne olur!
Suçluyum, itiraf bakın dilimde,
Kelepçe sıkıyor, işte elimde.
Sevdik biz yaşamın bu dehlizinde,
Karara beraat yazın, hâkim bey!
Ömrün son demi, bırakın bizi,
Tanrı’nın sınavı izliyor bizi.
Rahatsız ettiysek affedin bizi,
Açın kelepçeyi lütfen, hâkim bey!
Ranzalar olmasın yataklarımız,
Özgürluk yükleyin biz günahkârız.
Yaşama, sevgiyi katanlardanız,
Bir daha bir daha sorma, hâkim bey!
Sevdaya dünyalar zaten zindandır;
Sokaklar, caddeler, yürek virandır.
En büyük cezaysa kanayan bir candır,
Parmaklık ardına koyma, hâkim bey!
***



















