NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Bunu bugün özgürce diyebiliyorsak borçluyuz bu uğurda savaşan her bir cana.
Minnetle ve rahmetle anıyoruz onları...
Tekrar tarihi bilgi vermeye gerek yok. Kendini Türk hisseden herkes gerekeni biliyordur zaten.
Günümüzde herkes birbirini, "Kim ne kadar Türk?" konusunda sınava tabi tutsa da Türklük sınavla belli olmayacak kadar büyük ve özel bir duygudur. Ya kalbinde Türk'sündür ya da değilsindir.
Bazen Türk olmak uğruna verilen mücadeleler geliyor aklımıza. Hangisi daha kutsal diye sorguluyorsunuz.
Sil baştan var etmek mi?
Var olana sahip çıkmak mı?
Okulda ilk ders zili çalmadan: Bize söyletilen andımızı hatırlayalım isterseniz, ne diyorduk?
"Türküm, doğruyum, çalışkanım.
İlkem;
küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
“Ne mutlu Türküm diyene!"
Sadece andımız bile yeterli her şeyi anlamaya ve de anlatmaya. Gerekirse hep hatırlatılmalı.
Şikayet etmeden, kusur bulmadan anlatmaya devam etmeli. Tarihimizi, varsa etrafımızda yaşayan dede ve ninelerimize sormalıyız. Onlar hem o günlerin canlı tanığı hem de anlatırken tekrar hatırlamak onlara da bir nebze nostalji olacaktır.
Bugün,
Türkiye'mizin bayramı. Her bir Türk onurla ve gururla bugünü kutlamalı, unutanlara da hatırlatmalı.
Kutlu olsun Cumhuriyet Bayramımız.
Her daim bir umut vardır.
***



















