KAYIP ZAMANLAR
Kayıp zamanların peşinden koşuyoruz,
Kayıp, puslu, paslı...
Bir yitiğin sökülmüş ipine peşi sıra takılıp,
Bir derin tünelin en karanlık ucunda,
Umudun ayak izlerini sürüyoruz.
Kaybolmuş zamanlarda,
Çaresizlik kuytularında bir gizli söz,
Bir avuç kum cebimizde,
Bir ağız dolusu nefes,
Kucağımızda gökyüzü sonsuzluğu,
Adımlarımız telaşlı,
Yetişme çabasında...
Kayıp zamanların izi yol olmuş önümüzde,
Yürüyoruz dönen günle,
Önümüz, ardımız hep gece,
Hep bilinmez,
Uzanıp bir tutam yıldız serpmek istiyoruz geleceğe,
Bir gök dolusu yağmur,
Uzanıp güneşi sermek yol yol karanlığa çare...
Arıyoruz kaybettiğimiz umutları,
Heyecanları,
Gülümsemelerimizi...
Çağırıyoruz sesimiz yettiğince gidenleri,
Tüm hüzün perdelerini bir bir aralayıp,
Yürüyoruz, dağ, tepe, bayır,
Geçiyoruz suları.
İçimiz kaybettiklerimizin derin boşluklarıyla göz göz,
İçimiz acı,
Îçimiz pişmanlık,
Tuzlu gözyaşı tadında,
Ïçimiz umut diliyor avuçlarını açmış…



















