KAHVE ÖNEMLİ
Hiç kahve arkadaşım olmadı benim...
Bu sebeple, hep yalnız içerim kahveyi. Kırk yıllık hatıraları barındıran gizemli yönüyle birlikte kahvenin kokusu alır başka bir âleme götürür beni...
Eskilerin neyi kaldı ki? Derin mânâları sembolize eden bir çok şey ne yazık, anlam kaybına uğrayarak kullanılıyor. Aslında bu bir kültürel yozlaşma...
Eski insanlar kültürlerine bağlı olarak kullandıkları ve tükettikleri her şeyi bilinçli bir bünye ile yapıyorlardı.
Kahve, kırmızı duvak, görücüye çıkan genç kızın tuzlu kahve ikram etmesi, derin manalar ve büyük incelikler barındırıyordu.
Bilinçli bir kültürden, bilinçsiz bir geleneğe evrildik.
Her şeyin adı var, fakat adı olan her şeyin manası yitik...
Oysa bir kahve kokusunda mânâ buluyordu dostluklar, arkadaşlıklar... O mânâdan dolayı ömürlük oluyordu birliktelikler… Bu sebeple belki de herkesle kahve içilemiyordu.
Mânâ boyutundan yoksun yapılan şeyler, insana bir şey kazandırmadığı gibi sorumluluk duygusunu da uyandırmıyor.
Eğer bir kahve beraber içiliyorsa, dostluğun temeli atılmış demektir. İçenler bu temel sorumluluğun farkında olarak kahveyi yudumlar.
Bilinçli kabuller ve incelikli reddedişler barındırır, kahvenin mânâsı...
Görücüye çıkan genç bir kız, tuzlu kahveyi damat adayına ikram ederken; “Yüreğim başkasına ait, lütfen anla beni, seni kabul edemem." mesajını çok incelikli bir şekilde vermiş oluyordu. Kırmadan, dökmeden, incitmeden, rencide etmeden, küstahça davranmadan damat adayına kendini bir tuzlu kahve ile anlatabiliyordu.
Kırmızı duvak asil bir gelenek olup, çok büyük mânâlar sembolize ediyor. Eski zamanlarda gelin olan genç kızın en büyük onuru kırmızı duvaktır.
Yaşadığımız çağda gelin olan her genç kız kırmızı duvağı vazgeçilmez kabul eder. “Peki, neden kırmızı duvak?” diye sorulduğunda ise ne yazık ki duvağın sadece “gelinliğin bir parçası” olarak görüldüğü ortaya çıkar...
Bir çok şey anlam kaybına uğradı...
Kahve önemli, ya yalnız içilecek ya da kırk yıllık hatır barındıran bir yürekle içilecek.
Kahvenin kokusu ve sohbetin koyusu birleştiğinde dostluğun hası meyve vermez mi?



















