HİÇBİR ŞEY ANLAMLI DEĞİLDİR YÜREĞİNİ VERMEDİĞİN SÜRECE
Çok beğendiğim bir söz var: "Yüreğini vermeli insan. Sıktığı ele, kucakladığı dosta, kokladığı çiçeğe, dokunduğu omuza, gülümsediği yüze, baktığı göze, dinlediği söze, yüreğini vermeli insan."
Bu güzel sözden yola çıkarak birkaç satır yazmak istedim. Özellikle "sıkılan el" konusuna değinmek fena olmaz, diye düşündüm. Tecrübelerime dayanarak tokalaşırken bazı insanların öylesine tokalaşmak için hareketsiz bir şekilde davranması açıkçası tuhafıma gitmiştir. Parmaklarını bükmeye zahmet etmeyip kaskatı, dümdüz bir şekilde el uzatan kişiler, beni düşündürmeye sevk etmiştir çoğu kez.
Bu tarz tokalaşmayı tercih eden kişilerin yürekten olmadıklarını ve samimi bulmadığımı söylemek isterim. Oysa beden dili diye bir kavram vardır. Duygu ve düşünceleri kelimeler olmadan aktarım sağlayan; yüz ifadesi, el kol hareketleri ve göz teması ile ifade edilendir. Sözsüz sergilediğimiz bu davranış biçimi, hislerimizin tercümanı olmuştur. Niyeti ortaya koymuştur.
Karşımızdakini anlamak, güvenilirliği ölçmek ve kişiliği çözmeye yönelik bu temel araç çok önemli ve yol gösterici.
Bizim nesil iyi bilir. Söze gerek olmadığı dönemlerdi, o zamanlar... Gerek duyulmuyordu söze. Bu sebeple de yüz göz olunmuyordu. Buna örnek olarak; büyüklerimiz, yapılmasını istemediklerini fiziksel ya da sözlü ifade etmezlerdi. Bakışları ile demek istediklerini gayet iyi ortaya koyar, uyarıyı bu şekilde yaparlardı. Ve inanın etkili olmakla birlikte tokattan daha ağır gelirdi o bakışlar...
Demem o ki işimizde olsun, ilişkilerimiz ve hayat yolculuğumuzda...
Aynen bu sevdiğim sözde dediği gibi "Ne yaparsan yap, yüreğini vererek yap."
***



















