GÖNÜL
Güneş gibi parlıyordun,
Neden erken söndün gönül?
Bin bir çiçek turluyordun,
Dört kolluya bindin gönül.
Kartal oldun uçtun yüksek,
Süründün çürüttün dirsek,
Demedin hiç dere tümsek,
Düz ovaya indin gönül.
Çiçek koymadın elledin,
Bülbülden nağme dinledin,
Fırtınayı eş belledin,
Ne de çabuk dindin gönül.
Mecnun ettin çöl gezdirdin,
Tatlı canımdan bezdirdin,
Gururu nefse ezdirdin,
Bir gölgede sindin gönül.
Kâh tutuldun bir faniye,
Hayâl ettin bir saniye,
Bazen dönüştün caniye,
Deli akan kandın gönül.
Bazen kondun çere çöpe,
Yok yere un serdin ipe,
Kim bakar dedin bu tipe,
Hep yanılan sendin gönül.
Çok çiğnedin çamur, çaylak,
Dolaştın hep aylak aylak,
Ne kazandın, ettin lak lak,
Ettin, buldun kendin gönül.
Eksik ettin hasbihâli,
Uçtun gittin kuş misali,
Arzu ederken visali,
Daldan dala kondun gönül.
Gelmedi aklın başına,
Yaslandın mihenk taşına,
Bırak işi akışına,
Kendini ne sandın gönül?
Aynaya baktın imrendin,
Velhasılı çok direndin,
Ama sonunda öğrendin,
Pişe pişe yandın gönül.



















