DUYAR MI MEKANIN SAHİBİ?
Baharı kilitlersin dallarına
rengine kıyamazsın.
Menekşelerin
kokusunu yalıtırsın rüzgarlara.
Dağlar,vadiler
bir şekilde yansıtmakta ahengini, intizamını
var oluşunu,mest oluşunu.
Dumanından anlarsın
göçmüş ta ötelere.
Ya hasretin yakasına tutunmuş
ya da provadadır.
Endamına
yakışan gurbet düğümleri ile iğne batığı
ellerin
değdiği
iplikleri
teğellerken.
Kanayan damlacığı
emdirir dudağın
lezzet akıntısına.
Bir şekilde ilikler
hasretin
yüzsüz,arsız tonlarını.
İşte böyle
dağlarından sızar.
İçine sığar duman...
İçine işler duman...
Acı bu şaşar
nereyi tütsüyecek.
Acı bu şaşar hangi
türküyle tüketecek
Bir daha gelmezse
ahhh
yürek yarası!
ahhh canı yanası
ateşlerde don emi!
Buzlarda
lâl kalası.
Tütmese siyahının
karası.
Efkarını dindirse
gözlerinin kuyusuna dolan keder akıntısı.
Tas tas boşaltsa yüzünün nehirlerinden,
soyunsa kirli elbisesini,
yıkasa gömleğini
İliklese
yıldızları,kaybolmasa gecenin teninden.
Ey zemheri soğuğa
yandaş olup
raks eden
hüzünlü dağların
çivisi!
Daha ne kadar tüteceksin duy benim feryadımı?
Senede bir gün...
Senede bir gün...
Bak
derelerden akarken
hoşnut sular.
Düşmüş cemreler
gebe olmuş toprak.
Fener ışığı bile dansta
yanıp yanıp söndürür
mührünü yollar
şuleleriyle
Yollar şuleleriyle
Gagasında
sarı sıcak türküler
geçip gidiyorken
kuşlar.
Raks ederek,
göğe takla atarak.
Yerde gölgelerini seyrederken ki kıvırışlar.
Şaşkınlıkla oynar kendi suretiyle.
Yemini uzatır
gagasıyla
kendi iz düşümüne.
Koşusturur
uzun kısa yanılsamalarıyla.
Zerrelerin kendiyle cilvelenen kanatlarına.
Bir çeşit özgürlüğün
neferi.
Toprağın bağımsızlığına
atlas olarak nakış nakış dikilmedi mi kefenleri?
Gencecik yiğitlerin
canıyla,kanıyla
harmanlanmadı mı?
bu topraklar?
Ondandır
açmaya hasret
bağımsız sahlanışlar.
Ondardır ilkbaharın acelesi.
Kaybolmayı hazmetmiyor taze fidanlar,
yapraklar,ağaçlar,
filizler,tomurcuklar.
Göğe başını kaldırır
bu dik duruşlar.
Bu panayır, bu şenliğe
gel sonbaharı anlat
var gücünle...
Şimdi gel de
çek perdesini güneşin.
İçindeki cam dolu
pencereye dil
dök de
yağmurun kalleşçe
ıslatıp da
sızdırdığı
buzdan buğuyu anlat.
İncitemezsin toprakları
ayazlı sabahlarla!
Bükemezsin başakların belini!
Vuramazsın sicimlerinle
yasemenlere sevda akarken.
Yakışır mı
çığ damlası
goncaların kıvrımına?
Sarmaşığını kesemezsin
sürgünlerinden.
Budayamazsın
ilkbaharı dallarından!
Koparamazsın
bahçıvan makasıyla!
Sökemezsin elbisesini yırtarak!
Bilirsin sürgünüyle
büyür asmalar.
Dur dersin sonbahara!
Dur dersin zamana!
Hayat
çemberini
terse çevirebilir misin
Durdurabilir misin
İlahi nizamı?
Büyücü müsün söyle ?
Sihirli peri misin?
Durdurabilir misin dünyayı
ilk yazım için?
Duyar mı mekanın sahibi?
Duyar mı
Duyar mı mekanın sahibi?
Senede bir gün...
Senede bir gün...



















