DÖRT DUVARLARIN KADINI
Merhaba, o harika dünlerde sıcaklığı ile dünyamı ısıtıp varlığı ile ruhumu her zaman bir şölen yerine çeviren mutluluk; şimdi dört duvarların kadını...
Selam, sabahlarımda günün ilk ışıklarıyla odama dolan günün ilk aydınlığındaki zarafet; yüreğimi yepyeni umutlarla doldurup beni huzurla sarmalayan güneşim!
Biliyorum, şimdi o dört duvar arasında bunaltan yaşamın nasıl esiri olup nasıl o kasvetli sonbaharlarda olduğunu. Yalnızlıkların seni şimdi nasıl esir alıp nasıl o güzel dünlerin işkence prangalarına bağlı kalıp içindeki çılgınlıkların zincirlere vuruluşunu. Biliyorum, bu yaşanmış dünlerdeki mutluluk sarhoşluklarına esir oluşunu. Bugün kaybettiğimiz, önceki özgür hayatlarımızın belki bir intikamı. Sen de istemedin herkes gibi bunu ama bazen hayat işte böyle acımasız olabiliyor demek. Ama biliyorum, bir gün bitecek ve yine kucaklaşacaksın özlediğin tüm en güzel değerlerinle en susadığın özlemlerinle.
Güçlü, sabırlı bir bekleyiş, o susadıklarının müjdecisi olacak inan.
Hayat, beklentiler arasında yeşerttiğimiz umutlardan ibaret olmamalı demek bazen. Bazen hayat hoş olmayan böyle sürprizler yapabiliyor insana işte. Her ne kadar hoşumuza gitmese her ne kadar sevmiyor olsak da böyle tutsaklıkları, bir gün bu esaretin biteceği umudunu da hiç yitirmemeliyiz. Hiç karamsarlığa düşmeden, seni güçlü kılan umutlarına daha bir dört elle sarılmanın zamanı şimdi. Unutma, sevgiler içinde sakladığın kadar büyüyecek. Ve hiç aklından çıkartma, sakın unutma canım; akıllı bir erkek dünyasının en güzel kadınını sevmez, her zaman kendi dünyasını güzelleştiren kadını sever.
Ve biliyorum, yine sen tüm en güzel sevgileri yarınlarda yaşatan, sımsıcak duyguların dirilişindeki o sen olacaksın. Ve yine unutma ki aşk, sandığın kadar değil, yandığın kadardır.
***



















